Transrektal prostat biyopsisi (TRUS biyopsi), prostat kanseri teşhisini kesinleştirmek için makat yoluyla prostat bezinden milimetrik doku örnekleri toplanması işlemidir. Bu hayati prosedürde, ultrason rehberliği kullanılarak biyopsi iğnesiyle hedeflenen bölgelerden parçalar alınır ve laboratuvar ortamında hücresel düzeyde incelenir. Kanda yükselen PSA değerlerinin veya fiziksel muayenedeki şüpheli sertliklerin gerçek nedenini kanıtlayan en güvenilir yöntemdir. Prostat bezinin iç yapısını haritalandıran bu uygulama, sadece kanserin varlığını değil aynı zamanda hücrelerin ne kadar agresif olduğunu da ortaya koyarak en doğru tedavi yolunun çizilmesini sağlar. Güncel tıp teknolojisi sayesinde işlem güvenliği ve tanısal doğruluk en üst seviyeye taşınmıştır.

Prof. Dr. Berkan Reşorlu
Üroloji Uzmanı

1979 Ankara doğumlu Prof. Dr. Berkan Reşorlu, tıp eğitimini 1997-2003 yılları arasında Ankara Üniversitesi’nde, üroloji uzmanlığını ise 2003-2008 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır. Akademik olarak 2013 yılında doçent, 2022 yılında profesör ünvanı almıştır.

Endoskopik taş cerrahisi alanında geniş serili çalışmalara imza atmış, 1 yaş altı çocuklarda uygulanan cerrahileri literatüre kazandırmış, taş skorlama sistemi ve deneysel cerrahi modelleriyle uluslararası alanda kabul görmüştür.

WhatsApp ile İletişime Geç
Transrektal Prostat Biyopsisi (TRUS biyopsi) nedir? Transrektal ultrasonografi (TRUS) eşliğinde prostat bezinden doku örnekleri alınarak mikroskobik inceleme yapılmasını sağlayan tanısal bir girişimdir.
Temel amacı Prostat kanseri şüphesi bulunan hastalarda kesin tanıya ulaşmak ve prostat dokusundaki anormal hücreleri değerlendirmektir.
Hangi durumlarda uygulanır? Yüksek PSA (Prostat Spesifik Antijen) değeri, parmakla rektal muayenede şüpheli bulgular veya görüntüleme yöntemlerinde saptanan anormallikler varlığında uygulanabilir.
TRUS nedir? Rektum içine yerleştirilen ultrason probu ile prostatın görüntülenmesini sağlayan yöntemdir.
İşlem nasıl yapılır? Ultrason probu rektuma yerleştirildikten sonra özel biyopsi iğnesi ile prostatın farklı bölgelerinden doku örnekleri alınır.
Alınan örnek sayısı Genellikle 10–12 veya daha fazla örnek alınabilir; sayı klinik duruma göre değişebilir.
İşlem süresi Çoğu zaman yaklaşık 10–20 dakika sürer.
Anestezi uygulaması Genellikle lokal anestezi ile yapılır. Bazı durumlarda sedasyon veya farklı anestezi yöntemleri tercih edilebilir.
Hastanede yatış gerekir mi? Çoğunlukla ayaktan uygulanan bir işlemdir ve aynı gün taburculuk mümkündür.
İşlem öncesi hazırlık Hekim önerisine göre bağırsak temizliği yapılabilir ve kullanılan ilaçlar gözden geçirilir.
Kan sulandırıcı ilaçlar Kanama riskini azaltmak amacıyla bazı kan sulandırıcı ilaçların geçici olarak kesilmesi gerekebilir; karar mutlaka hekim tarafından verilmelidir.
Antibiyotik kullanımı Enfeksiyon riskini azaltmak amacıyla işlem öncesinde ve/veya sonrasında antibiyotik verilebilir.
En sık görülen yan etkiler İdrarda kan görülmesi, menide kan bulunması ve hafif rektal kanama en sık karşılaşılan durumlardır.
Menide kan görülmesi İşlem sonrasında birkaç hafta hatta daha uzun süre devam edebilen geçici bir durum olabilir.
İdrarda kanama Genellikle hafif düzeydedir ve birkaç gün içinde azalır.
Rektal kanama Hafif miktarda olabilir ve çoğu zaman kendiliğinden düzelir.
Ağrı ve rahatsızlık hissi İşlem sırasında veya sonrasında hafif ağrı, baskı hissi ya da rahatsızlık oluşabilir.
Enfeksiyon riski Nadir ancak önemli komplikasyonlardan biridir; ateş, titreme ve genel durum bozukluğu gelişirse acil değerlendirme gerekir.
İdrar yapma sorunları Geçici idrar yapma güçlüğü veya nadiren idrar retansiyonu gelişebilir.
Ciddi komplikasyonlar Şiddetli enfeksiyon, yoğun kanama veya idrar çıkışının tamamen engellenmesi gibi durumlar nadiren görülebilir.
Patoloji incelemesi Alınan doku örnekleri patoloji laboratuvarında incelenerek kanser veya diğer prostat hastalıkları araştırılır.
Sonuçların değerlendirilmesi Patoloji raporunda kanser varlığı, tümör derecesi ve diğer mikroskobik bulgular yer alabilir.
Gleason skoru Kanser saptanması halinde tümörün biyolojik davranışını değerlendirmede kullanılan önemli derecelendirme sistemlerinden biridir.
Negatif biyopsi sonucu Kanser bulunmaması anlamına gelir ancak klinik şüphe devam ediyorsa ileri değerlendirme veya tekrar biyopsi gerekebilir.
Tekrar biyopsi gerekliliği PSA yüksekliğinin sürmesi veya görüntüleme bulgularının devam etmesi durumunda gündeme gelebilir.
MR ile ilişkisi Günümüzde multiparametrik prostat MR bulguları biyopsi planlamasında ve hedefli biyopsilerde önemli rol oynayabilmektedir.
İşlem sonrası dikkat edilmesi gerekenler Bol sıvı tüketilmesi, hekim önerilerine uyulması ve enfeksiyon belirtilerinin takip edilmesi önemlidir.
Ne zaman acil başvurulmalıdır? Yüksek ateş, titreme, yoğun kanama, şiddetli ağrı veya idrar yapamama durumunda acil tıbbi değerlendirme gereklidir.
Tanısal değeri Prostat kanserinin kesin tanısında en önemli yöntemlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Güncel değerlendirme TRUS biyopsi, prostat kanseri tanısında yaygın kullanılan ve etkinliği kanıtlanmış bir tanısal girişimdir; ancak her girişimsel işlem gibi belirli riskler taşır.

Hangi Durumlarda Prostat Biyopsisi Yapılmasına Karar Verilir?

Transrektal Prostat Biyopsisi (TRUS biyopsi)
Transrektal Prostat Biyopsisi (TRUS biyopsi)

Prostat kanseri, özellikle erken evrelerinde hiçbir fiziksel belirti vermeden ilerleyebilen oldukça sinsi bir rahatsızlıktır. Hastalığın idrar yaparken zorlanma, idrarda kanama veya kemik ağrıları gibi belirgin şikayetler yaratması, genellikle hastalığın ileri evrelere ulaştığı veya prostat bezinin idrar yolunu tıkayacak kadar çok büyüdüğü durumlarda ortaya çıkar. Bu sessiz ilerleyiş, erken teşhis için düzenli tarama testlerinin ve doktor muayenelerinin önemini büyük ölçüde artırır. Prostat biyopsisi kararı asla tek bir basit bulguya dayanarak aceleyle verilmez. Bu çok yönlü ve titiz karar süreci; kanda ölçülen prostat spesifik antijen (PSA) düzeyleri, hekimin gerçekleştirdiği parmakla rektal muayene bulguları ve günümüzde teknolojinin büyük bir imkanı olan multiparametrik prostat MR görüntülerinin bir arada detaylıca değerlendirilmesiyle şekillenir. Temel amaç kişinin sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilecek agresif yapıdaki kanserleri çok erken aşamada yakalayabilmek, ancak aynı zamanda kişiye yaşamı boyunca hiçbir zarar vermeyecek kadar yavaş ilerleyen hücre değişikliklerini gereksiz yere kurcalayarak kişiyi ağır bir psikolojik ve bedensel tedavi yükünün altına sokmamaktır.

Kan Tahlilindeki PSA Değerleri Prostat Biyopsisi Kararını Nasıl Etkiler?

Prostat Spesifik Antijen (PSA), temel görevi meninin sıvılaşmasını sağlamak olan ve sadece prostat bezindeki hücreler tarafından üretilen özel bir proteindir. Normal ve sağlıklı bir işleyişte bu proteinin çok az bir kısmı kan dolaşımına sızar. Günümüzde prostat sağlığının değerlendirilmesinde en kolay ulaşılabilir ve en duyarlı tarama aracı PSA kan testidir. Ancak PSA değerinin yüksek çıkması tek başına doğrudan kanser anlamına gelmez. Çünkü PSA, sadece kansere özgü bir belirteç değildir; prostat bezini ilgilendiren her türlü hücresel hareketlilikte kana daha fazla karışabilir. Bu nedenle tek bir yüksek değer görüldüğünde hemen biyopsi planlanmaz, öncelikle bu yüksekliğe sebep olabilecek diğer basit faktörlerin dışlanması gerekir.

Kandaki PSA değerini geçici olarak yükseltebilen bazı durumlar şunlardır:

  • Prostat iltihapları
  • İyi huylu prostat büyümesi
  • İdrar yolu enfeksiyonları
  • Sonda takılması
  • Ağır bisiklet sporları
  • Yakın zamanlı cinsel ilişki

Eğer kişide aktif bir enfeksiyon şüphesi yoksa ve bir süre sonra tekrarlanan kan tahlilinde PSA yüksekliği devam ediyorsa, durumu daha detaylı incelemek gerekir. PSA değerlendirmesinde her yaştaki erkek için geçerli olan tek bir sihirli sınır rakam yoktur. Yaş ilerledikçe prostat bezinin hacmi de doğal olarak büyüdüğü için kana karışan normal PSA miktarı bir miktar artış gösterir. Özellikle kan değeri belirli bir gri bölgede seyreden kişilerde, bu yüksekliğin masum bir büyümeden mi yoksa kötü huylu bir hücreden mi kaynaklandığını anlamak için serbest PSA ile total PSA oranına bakılır. Ayrıca ultrasonla ölçülen prostat hacmi ile kandaki PSA değeri oranlanarak “PSA yoğunluğu” hesaplanır. Yıllar içindeki PSA artış hızı da çok değerli bir ipucudur. Tüm bu matematiksel veriler, prostat biyopsisi yapılıp yapılmayacağına dair çok güçlü bir yol haritası sunar.

Parmakla Muayene Prostat Biyopsisi Öncesi Neden Şarttır?

Pek çok kişi için fikren çekinilen ve psikolojik olarak huzursuzluk yaratan bir durum olsa da parmakla rektal muayene prostat sağlığının değerlendirilmesinde ve biyopsi kararının verilmesinde yeri asla doldurulamaz bir fiziksel inceleme yöntemidir. Prostat bezinde gelişen kötü huylu tümörlerin çok büyük bir çoğunluğu, bezin dış yüzeyine en yakın olan periferik zon adı verilen bölgede oluşmaya başlar. İnsan anatomisinde bu bölge, makatın (rektumun) hemen ön duvarına komşudur. Dolayısıyla uzman bir hekimin sadece birkaç saniye süren bu basit fiziksel teması, prostatın o bölgesindeki doku değişikliklerini anında fark etmesini sağlar.

Kandaki PSA değeri tamamen normal sınırlarda olan yani kan tahlillerinde hiçbir sorun görünmeyen kişilerin bile önemli bir kısmında, kanser sadece bu fiziksel muayene sırasında saptanan anormal bir bulgu ile teşhis edilebilmektedir. Muayene sırasında prostatın genel kıvamı, boyutunun simetrik olup olmadığı ve en önemlisi yüzeyinde normal dokudan farklı, sert bir doku veya mercimek tanesi benzeri bir nodül olup olmadığı kontrol edilir. Kan değerleri ne kadar mükemmel olursa olsun, parmakla muayene sırasında ele gelen şüpheli bir sertlik veya asimetri, o bölgeden mutlaka prostat biyopsisi alınmasını gerektiren en kesin, en güçlü göstergelerden biridir.

Prostat Biyopsisi Öncesinde Emar (MR) Çekilmesi Neden Gereklidir?

Geçmiş yıllardaki standart tıbbi uygulamalarda prostat biyopsisi, bezin anatomik bölgelerinden belirli bir sistematiğe göre ancak bir miktar körleme (rastgele) yapılan bir işlemdi. Fakat günümüzün modern tıbbında, biyopsi işlemi öncesinde “Multiparametrik Manyetik Rezonans Görüntüleme” (Emar) teknolojisinin kullanılması adeta bir devrim yaratmıştır. Artık ilk kez biyopsi yapılacak kişilerde veya daha önceden biyopsi yapılıp temiz sonuç alınmasına rağmen kan değerlerinde anormallikler devam eden kişilerde öncelikle mutlaka detaylı bir prostat emarı çekilmektedir.

Multiparametrik kelimesi, gelişmiş MR cihazının prostat bezini sadece dışarıdan tek bir şekil olarak değil hücresel seviyedeki birçok farklı özelliğiyle aynı anda değerlendirmesi anlamına gelir. Normal ve sağlıklı hücrelerin içindeki suyun hareketliliği ile kanser hücrelerinin içindeki suyun hareketliliği birbirinden tamamen farklıdır. Kanser hücreleri çok hızlı ve kontrolsüz çoğaldıkları için bulundukları bölgede çok sıkışık bir yapı oluştururlar; bu sıkışıklık hücre içi suyun serbestçe dolaşmasını engeller. Aynı zamanda büyüyebilmek için normal dokudan çok daha fazla ve düzensiz kan damarı ağı oluştururlar. MR cihazı, dokudaki bu anormal su kısıtlamasını ve aşırı kanlanmayı tespit ederek prostatın içindeki şüpheli alanları milimetrik olarak haritalandırır. Bu teknoloji, standart ultrasonla görülmesi imkansız olan prostatın en uç veya en ön kısımlarına saklanmış hücre değişikliklerini adeta projektörle aydınlatır. Böylece biyopsi işlemi sırasındaki hedef noktalar çok önceden belirlenmiş olur.

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

PI-RADS Skorları Prostat Biyopsisi İhtiyacını Nasıl Belirler?

Çekilen detaylı prostat emar görüntüleri, bu alanda özel eğitim almış radyoloji uzmanları tarafından çok titiz bir şekilde incelenir. Bu incelemenin sonucunda hastanın durumunu dünyadaki tüm doktorların aynı şekilde anlayabilmesi için standart bir raporlama sistemi kullanılır. Bu uluslararası standart dile PI-RADS (Prostat Görüntüleme-Raporlama ve Veri Sistemi) adı verilmektedir. PI-RADS sistemi, emarda görülen herhangi bir hücresel değişikliğin klinik olarak anlamlı ve tehlikeli bir yapı olma ihtimalini 1’den 5’e kadar puanlayarak sınıflandırır. Bu skorlama, hastanın bundan sonraki sürecini belirleyen bir nevi trafik ışığı işlevi görür.

PI-RADS 1 ve PI-RADS 2 olarak raporlanan sonuçlar, görüntülenen alanda tehlikeli bir hücresel değişim ihtimalinin çok düşük olduğunu söyler. Bu durumda genellikle zorlu bir biyopsi işlemine gerek duyulmaz; kişinin sadece düzenli aralıklarla kan tahlili yaptırması yeterli görülür. Eğer rapor PI-RADS 3 olarak gelirse, bu durum tam bir gri bölgeyi işaret eder. Hekim, hastanın yaşını, ailesindeki kanser geçmişini, prostatın büyüklüğünü ve PSA yoğunluğunu hassas bir terazide tartarak biyopsi yapılıp yapılmamasına özel olarak karar verir. Ancak PI-RADS 4 ve özellikle PI-RADS 5 skorları, o bölgede yüksek veya çok yüksek oranda şüpheli, tehlikeli bir hücresel kümelenme olduğunu oldukça net bir şekilde ifade eder. Bu sonuçlarla karşılaşıldığında, fazla vakit kaybetmeden mutlaka hedefli bir prostat biyopsisi planlanması tıbbi bir zorunluluk haline gelir.

Güvenli Bir Prostat Biyopsisi İçin İşlem Öncesi Hazırlıklar Nelerdir?

Prostat biyopsisi, dışarıdan özel bir iğne vasıtasıyla vücudun içine müdahale edilen cerrahi bir işlemdir. Her tıbbi müdahalede olduğu gibi, işlem sırasında ve sonrasında hastanın sağlığını korumak, oluşabilecek yan etki risklerini sıfıra yaklaştırmak için çok titiz bir hazırlık evresi gereklidir. Bu aşamanın en büyük önceliği hastayı enfeksiyondan korumaktır. Makat yolundan yapılan standart biyopsilerde, ultrason cihazı ve içinden geçen biyopsi iğnesi bağırsak florasının içinden geçerek prostat bezine ulaşır. Bağırsaklarda doğal olarak yaşayan ve sindirime yardımcı olan bakterilerin prostat dokusuna veya kana bulaşma riski vardır. Bu riski ortadan kaldırmak için işlemden önce güçlü bir koruyucu antibiyotik kullanımı hayati önem taşır.

Bazı durumlarda gereksiz ve ezbere antibiyotik kullanımının önüne geçmek için, işlemden birkaç gün önce hastadan ufak bir sürüntü örneği alınarak kendi bağırsak florasındaki bakterilerin hangi ilaca duyarlı olduğu laboratuvarda tespit edilir ve kişiye en uygun, nokta atışı antibiyotik tedavisi başlanır. Hazırlık sürecinin ikinci en önemli bacağı ise kanama kontrolüdür. İşlem sırasında minik dokular koparılacağı için vücudun pıhtılaşma sisteminin normal çalışması şarttır.

İşlem öncesinde doktor kontrolünde kesilmesi veya düzenlenmesi gereken bazı ilaç türleri şunlardır:

  • Aspirin
  • Kan sulandırıcı iğneler
  • Pıhtılaşma önleyici haplar
  • Yoğun E vitamini takviyeleri
  • Bazı bitkisel çaylar

Kalp veya damar sağlığı nedeniyle kan sulandırıcı kullanan kişilerin bu ilaçları işlemden genellikle 7 ila 10 gün önce kesmesi veya hekim kontrolünde daha farklı ilaçlara geçiş yapması gerekir. Ayrıca biyopsi sabahı, bağırsakların alt kısmını temizleyerek ultrason cihazının net ve kaliteli bir görüntü almasını sağlamak amacıyla basit, evde uygulanabilen bir lavman yapılır. Bu hazırlıklar işlemin sorunsuz geçmesinin temel anahtarlarıdır.

Ağrısız Bir Prostat Biyopsisi İçin Hangi Uyuşturma Yöntemleri Kullanılır?

Prostat biyopsisi fikri, doğal olarak pek çok kişide ciddi bir endişe, gerginlik ve ağrı korkusu yaratır. Geçmiş yıllardaki eski tıbbi uygulamalarda yeterli uyuşturma sağlanmadan yapılan işlemler, maalesef bu yöntemin ağrılı ve zor bir tecrübe olarak hatırlanmasına sebep olmuştur. Ancak modern tıbbın geldiği noktada ağrı yönetimi biyopsi sürecinin en çok değer verilen ve en gelişmiş adımlarından biridir. İşlem sırasında hastanın bedenen ve zihnen rahat olması sadece insani bir gereklilik veya konfor meselesi değildir. Hastanın ağrı hissetmemesi, işlem anında kasılmaması veya hareket etmemesi, iğnenin hedeflenen o minik şüpheli alana milimetrik bir kusursuzlukla ulaşabilmesi için tıbbi bir mecburiyettir. Hastanın ani bir hareketi, en kritik noktanın ıskalanmasına yol açabilir.

Bu hassas işlemde hastanın konforunu sağlamak için çeşitli uyuşturma protokolleri devreye girer. Yalnızca makat bölgesine sürülen uyuşturucu kremler ve jeller, ultrason aletinin girişini rahatlatsa da prostatın iç kısımlarından alınan örnekler sırasındaki iğne ağrısını kesmekte tek başına asla yeterli olmaz. Bu nedenle güncel ve en etkili standart uygulama, tıpkı diş hekimlerinin dişi çekmeden önce çevresindeki sinirleri uyuşturmasına çok benzeyen “sinir blokajı” yöntemidir. Ultrason ekranından bakılarak, prostat bezinin sağından ve solundan geçen ana sinir yollarına incecik bir iğne yardımıyla lokal anestezi ilacı zerk edilir. Birkaç dakika içinde prostat bölgesi hissizleşir ve asıl iğnenin dokuya girişleri sırasındaki o keskin ağrı hissi tamamen ortadan kalkar. Çok yoğun kaygı duyan, panik atak geçmişi olan veya prostat hacmi çok büyük olup çok sayıda doku alınması gereken özel durumlarda ise hafif uyutma (sedasyon) yöntemi tercih edilir. Damar yolundan verilen ilaçlarla kişi kısa süreli ve güvenli bir uyku haline geçer, işlemin tek bir saniyesini bile hatırlamaz ve kasları tamamen gevşemiş olur.

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

Transrektal Prostat Biyopsisi İşlemi Adım Adım Nasıl Gerçekleşir?

Biyopsi günü tüm hazırlıklar ve uyuşturma işlemleri tamamlandıktan sonra asıl sürece geçilir. İşlem genellikle hasta masaya yan yatar pozisyonda ve dizlerini karnına doğru çekmişken (cenin pozisyonu) gerçekleştirilir. Bu duruş, anatomik olarak işlemin yapılacağı bölgenin en rahat ulaşılabilecek şekilde açılmasını sağlar. Bölgenin temizliği yapıldıktan sonra, uç kısmında ultrason dalgaları yayan özel bir okuyucu bulunan, ortalama bir parmak kalınlığındaki prob, makattan içeriye nazikçe yerleştirilir. Bu esnada sürülen kaydırıcı jeller ve uygulanan lokal anestezi sayesinde bu aşama oldukça rahat atlatılır.

Ekranda prostat bezinin siyah-beyaz, oldukça detaylı haritası belirdikten sonra, hekim prostatın yapısını, sınırlarını ve boyutlarını dikkatlice inceler. Ardından ultrason aletinin içindeki özel bir kanaldan geçirilen biyopsi iğnesi devreye girer. Bu iğneler, günlük hayatta kan alırken kullanılan iğnelerden çok farklıdır. Tam otomatik, yaylı ve çok yüksek hızlı teknolojik mekanizmalardır. İğne, saniyenin çok küçük bir dilimi içinde prostat dokusuna girer, ucundaki minik haznenin içine kibrit çöpü veya incecik bir tel şehriye boyutunda dokuyu hapseder ve hızla geri çıkar. Bu hız, hem hastanın ağrı hissetmesini engeller hem de hücrelerin ezilmeden, bütünlükleri bozulmadan laboratuvara ulaşmasını sağlar. İğne her ateşlendiğinde yüksek ve tok bir “klik” sesi duyulur; hastanın bu sese önceden hazırlıklı olması irkilmeyi önler. İşlem boyunca prostatın sağ ve sol kısımlarından, tepe, orta ve taban bölgelerinden belirli bir sisteme göre genellikle 10 ile 12 arasında parça alınır. Prostat çok büyükse bu sayı biraz daha artabilir. İşlemin bu asıl örnek alma kısmı sadece birkaç dakika sürer ve biter.

Akıllı Füzyon Prostat Biyopsisi Klasik Yöntemden Neden Daha Üstündür?

Tıbbi teknolojinin son yıllardaki en gurur verici gelişmelerinden biri olan Akıllı (MR-TRUS Füzyon) Biyopsi, teşhis sürecini bambaşka bir mükemmellik seviyesine taşımıştır. Klasik standart biyopsiyi, az ışıklı bir odada eşya aramaya benzetmek mümkündür; elinizdeki fenerle odayı belli bir sıraya göre tararsınız ama bazı karanlık köşeleri gözden kaçırma ihtimaliniz her zaman vardır. İşte akıllı füzyon teknolojisi, o karanlık odayı gün ışığıyla aydınlatıp, aradığınız eşyanın üzerine parlak kırmızı bir lazer işaretleyici koymaya benzer.

İşlemden günler önce çekilen çok detaylı multiparametrik MR görüntüleri, biyopsi günü son derece gelişmiş bir bilgisayar yazılımına yüklenir. Bu yazılım, hastanın prostatının üç boyutlu ve kusursuz bir dijital kopyasını oluşturur. Üstelik bu kopya üzerinde, emarın daha önce şüpheli bularak PI-RADS skorlarıyla işaretlediği tehlikeli bölgeler renkli hedefler halinde parlar. Biyopsi masasında hastaya makattan ultrason yapıldığı o canlı anlarda, bilgisayardaki bu renkli 3 boyutlu MR haritası ile canlı ultrason görüntüsü birbiri üzerine milimetrik olarak oturtulur (füzyon işlemi). Hekim ultrason ekranına baktığında, normalde sıradan bir ultrasonda asla seçilemeyen o sinsi kanserli hücre kümesini ekranda renkli bir hedef olarak görür. Özel teknolojik cihazlar sayesinde biyopsi iğnesi tam da o parlayan hedefin tam kalbine yönlendirilir. Bu üstün yöntem sayesinde, kişinin hayatını tehdit edebilecek ciddi boyuttaki kanserleri yakalama ihtimali neredeyse kesinliğe ulaşır. Üstelik kişiye zarar vermeyecek masum odakları gereksiz yere deşmeyerek hastaları yersiz bir endişeden korur.

Perineden Yapılan Prostat Biyopsisi İle Makattan Yapılanın Farkı Nedir?

Uzun yıllar boyunca standart olarak uygulanan makattan (transrektal) girilerek yapılan biyopsi yönteminin en büyük zorluğu, bağırsak içindeki doğal ortamda bulunan bakterilerin enfeksiyon riski taşımasıdır. Her ne kadar güçlü antibiyotiklerle bu risk çok düşürülse de tıbbın amacı riski tamamen sıfırlamaktır. Bu arayış sonucunda günümüzde giderek daha fazla tercih edilen yeni bir yol geliştirilmiştir: Transperineal Biyopsi. Perine adı verilen bölge, testis torbası ile anüs arasında kalan, dışarıdan gözle görülebilen cilt bölgesidir.

Transperineal yöntemde prostatın haritasını çıkarmak ve yolu görmek için ultrason aleti yine makattan yerleştirilir. Ancak dokuyu koparacak olan ince biyopsi iğneleri kesinlikle bağırsak duvarından geçmez. Bunun yerine, özel solüsyonlarla tamamen mikropsuz hale getirilmiş olan dışarıdaki perine cildinden batırılarak doğrudan prostat bezine ulaşır. İğne bağırsak içindeki kirli ortama hiç temas etmediği için, şiddetli kan enfeksiyonu riski bu yöntemde neredeyse hiç yaşanmaz hale gelir. Hatta çoğu zaman kişiye işlem öncesi ağır koruyucu antibiyotikler kullandırmaya bile gerek kalmaz. Ayrıca bu yöntem prostatın en uç (tepe) ve ön kısımlarına anatomik olarak dümdüz bir açıyla ulaştığı için, makattan yapılan biyopsilerde açının ters kalması sebebiyle atlanma ihtimali olan sinsi kanserlerin saptanmasında da muazzam bir anatomik avantaj sağlar.

Prostat Biyopsisi Sonrasında Alınan Dokular Patolojide Nasıl İncelenir?

İşlem odasında hastanın prostatından özenle alınan ve her biri ince bir iplik boyutunda olan o minik doku parçalarının yolculuğu biyopsi bitince yeni başlar. Alınan her bir parça, prostatın sağ üstünden mi, sol altından mı yoksa emarda parlayan o özel hedeften mi alındığı karıştırılmasın diye ayrı ayrı barkodlanmış ve içi koruyucu kimyasal sıvılarla dolu minik kutucuklara yerleştirilir. Bu özel sıvılar, canlı dokunun hücre yapısının çürümesini veya şekil değiştirmesini saniyeler içinde durdurarak o anki haliyle dondurur.

Kaplar yüksek güvenlik altında patoloji laboratuvarına ulaştığında çok hassas bir kimyasal ve fiziksel süreç başlar. Dokular ileri teknoloji ürünü makinelerde saç telinden bile daha ince zarlar halinde kesilir. Mikroskop altında incelenebilmeleri için üzerlerine insan gözünün normalde göremeyeceği hücre zarlarını ve çekirdek yapılarını ortaya çıkaran özel kimyasal boyalar damlatılır. Bu boyalar sayesinde hücrelerin tüm iç dünyası renklenir ve belirginleşir. Uzun yıllar bu alanda eğitim almış olan uzman patolog doktorlar, devasa büyütme sağlayan mikroskopların başına geçerek bu incecik kesitlere adeta yukarıdan bir ormana bakar gibi bakarlar. Normal ve sağlıklı prostat hücreleri son derece düzenli, simetrik, sınırları belli ve ahenkli bir mimari yapı oluştururken, kanserleşmiş hücrelerin oluşturduğu yapı oldukça kaotiktir. Hücreler asıl şekillerini kaybetmiş, içlerindeki çekirdekler orantısız büyümüş ve düzenli dizilimi bırakıp saldırgan kümeler oluşturmuş şekilde görülürler.

Patoloji Raporundaki Gleason Skoru Ne Anlama Gelir?

Eğer mikroskop altındaki o zorlu incelemede dokuların içinde kanser hücrelerine rastlanırsa, hastanın ve hekimin karşısına bundan sonraki tüm tedavi yolunu çizecek olan en önemli kavram çıkar: Gleason Skoru. Bu skor, tamamen patoloğun mikroskop altındaki hücreleri gözlemlemesine dayanan, tümörün karakterini, ne kadar hızlı yayılabileceğini ve ne kadar tehlikeli olduğunu ifade eden evrensel bir şifredir.

Patolog hücreleri incelerken, onların ne kadar bozulduğuna bakarak 1’den 5’e kadar puan verir. 1 numaralı görünüm neredeyse normal hücreye çok yakınken, 5 numaralı görünüm tamamen şeklini kaybetmiş, son derece saldırgan ve sınır tanımaz bir yapıyı ifade eder. Ancak bir prostat tümörü genellikle tek bir tip hücre diziliminden oluşmaz; içinde farklı karakterde hücreler barındırır. Bu yüzden patolog, doku içinde en geniş alanı kaplayan (en baskın) hücre tipiyle, ikinci en geniş alanı kaplayan hücre tipinin puanını matematiksel olarak toplar. Örneğin en çok 3 numaralı patern, ardından 4 numaralı patern varsa bu durum 3+4=7 şeklinde yazılır. Bu rakamlar hastalar için kafa karıştırıcı olabildiği için günümüzde bu skorlar daha anlaşılır olması adına 1’den 5’e kadar Derece (Grade) Gruplarına ayrılmıştır. Grup 1 (Gleason 6) en yavaş ve en az tehlikeli yapıyı belirtirken ve genellikle hemen ameliyat edilmeden yıllarca sadece izlenebilirken, Grup 4 ve Grup 5 (Gleason 8, 9, 10) oldukça hızlı büyüyen ve vakit kaybetmeden ciddi bir cerrahi veya ışın tedavisi planlaması gerektiren saldırgan yapıları temsil eder. Raporlanan bu değer, kişiye hangi tedavinin en doğru olduğunu söyleyen pusuladır.

Prostat Biyopsisi İşleminden Sonra Evde İyileşme Süreci Nasıl Olmalıdır?

Biyopsi iğnelerinin prostat dokusuna girip çıkması, doğal olarak o bölgedeki kılcal damarlarda ve dokularda minik travmalara yol açar. Hastanın evine döndüğünde bedeninde nelerin olup biteceğini önceden iyi bilmesi, gereksiz panik yaşamasını önler ve iyileşme sürecini çok daha huzurlu atlatmasını sağlar. Vücudun kendini onarma sürecinde beklenen bazı çok normal ve zararsız yan etkiler vardır.

İşlem sonrasında evdeki ilk günlerde görülmesi tamamen normal kabul edilen bazı geçici durumlar şunlardır:

  • İdrarda pembelik
  • Dışkıda hafif kanama
  • Menide pas rengi kanama
  • Makat bölgesinde hafif sızlama
  • Sık idrara çıkma hissi

Özellikle işlemden sonraki ilk birkaç gün tuvalete çıkıldığında idrarın açık pembe veya kırmızımsı renkte gelmesi son derece olağandır. Hastanın bu günlerde günlük tükettiği su miktarını bolca artırması, adeta içeriden bir hortumla yıkar gibi mesaneyi ve idrar yollarını temizleyerek iyileşmeyi hızlandıracaktır. Ancak hastaları psikolojik olarak en çok korkutan durum genellikle ilk haftalarda menide kan (hematospermi) görülmesidir. Meninin rengi koyu kahverengi veya kurumuş pas rengini alabilir. Bu kesinlikle kanserin bir yere yayıldığı veya üreme sisteminin çöktüğü anlamına gelmez. Prostatın içindeki iğne deliklerinin iyileşirken oluşturduğu minik pıhtıların doğal yollarla dışarı atılma sürecinden ibarettir. Bu pıhtılı atım süreci kişinin yapısına göre bazen 4 ile 6 hafta kadar sürebilir. Bu durumun tamamen zararsız olduğunu bilmek hastayı oldukça rahatlatır. Ağır kaldırmaktan ve yorucu fiziksel sporlardan ilk birkaç gün uzak durmak, dinlenmek en iyi evde bakım yöntemidir.

Prostat Biyopsisi Sonrasında Hangi Durumlarda Acil Doktora Başvurulmalıdır?

Çok nadir görülmesine rağmen, hastanın taburcu olduktan sonraki ilk birkaç gün içinde vücudunu dikkatle dinlemesi gereken hayati bazı anlar vardır. Tıbbın her alanında olduğu gibi, biyopsi sonrasında da evde beklenilmemesi ve derhal tıbbi destek alınması gereken kırmızı çizgiler mevcuttur.

Vakit kaybetmeden acil servise veya ilgili doktora başvurulmasını gerektiren tehlike işaretleri şunlardır:

  • Yüksek ateş
  • Şiddetli titreme
  • Tamamen idrar yapamama
  • İdrardan yoğun pıhtı gelmesi
  • Giderek artan dayanılmaz ağrı

Özellikle işlemden sonraki 48 saat içinde hastanın vücut ısısının aniden 38 derece ve üzerine çıkması, beraberinde dişleri birbirine vurduracak kadar şiddetli bir titreme ve üşüme nöbetinin gelmesi en büyük tehlike sinyalidir. Bu durum prostat bölgesine bağırsaktan sızan veya dirençli olan bir bakterinin kan dolaşımına karıştığının ve şiddetli bir enfeksiyonun (ürosepsis) başladığının en net göstergesidir. Kesinlikle “evde bir ağrı kesici içeyim, sabaha geçer” denilerek beklenilecek bir durum değildir. Hasta derhal bir sağlık kuruluşuna ulaşmalıdır. Hastanede damar yolundan verilecek olan güçlü antibiyotik tedavileriyle bu tablo hızla kontrol altına alınır ve kişi sağlığına kavuşur.

Sıkça sorulan sorular

Transrektal prostat biyopsisi, yüksek PSA değeri, anormal rektal muayene bulguları veya görüntüleme incelemelerinde şüpheli alanların saptanması durumunda prostat kanseri tanısını netleştirmek amacıyla uygulanabilen önemli bir tanısal işlemdir.
İşlem öncesinde doktorun önerdiği ilaçların kullanılması, bağırsak hazırlığının tamamlanması ve mevcut sağlık durumunun paylaşılması enfeksiyon riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir. Hazırlık süreci kişiye özel olarak planlanır.
TRUS biyopsi sırasında genellikle lokal anestezi uygulanarak rahatsızlık hissi azaltılır. Hastaların çoğu işlemi tolere edilebilir düzeyde hisseder ve işlem kısa sürede tamamlanarak günlük yaşama dönüş mümkün olabilir.
Biyopsi sonrasında kısa süreli idrarda, dışkıda veya menide kan görülmesi sık karşılaşılan ve çoğunlukla geçici bir durumdur. Ancak yoğun kanama, ateş veya şiddetli ağrı gelişirse tıbbi değerlendirme gerekebilir.
Biyopsi yalnızca kanser tanısı için kullanılmaz. Prostat iltihabı, iyi huylu prostat büyümesi ve farklı hücresel değişiklikler de biyopsi örneklerinde tespit edilerek uygun takip ve tedavi planlamasına katkı sağlayabilir.
Yüksek ateş, titreme, şiddetli ağrı, idrar yapamama veya genel durum bozukluğu enfeksiyon belirtisi olabilir. Bu tür şikâyetlerin ortaya çıkması halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması önemlidir.
Birçok hasta biyopsiden sonraki kısa süre içinde normal aktivitelerine dönebilir. Ancak ağır egzersizlerden ve yoğun fiziksel aktivitelerden belirli bir süre kaçınılması iyileşme sürecinin daha rahat geçirilmesine yardımcı olabilir.
TRUS biyopsi ultrason eşliğinde uygulanırken, manyetik rezonans hedefli biyopsi şüpheli alanların daha hassas şekilde örneklenmesine olanak tanıyabilir. Hangi yöntemin tercih edileceği hastanın klinik özelliklerine göre belirlenir.
Biyopsi sonrasında PSA seviyelerinde geçici yükselmeler görülebilir. Bu nedenle kontrol testlerinin zamanı doktor tarafından planlanır ve sonuçlar biyopsi sonrası oluşabilecek değişiklikler dikkate alınarak değerlendirilir.
Biyopsi sonucunun temiz olması her zaman ileri takip gereksinimini ortadan kaldırmaz. PSA düzeyleri, muayene bulguları ve görüntüleme sonuçları birlikte değerlendirilerek düzenli kontrol programı oluşturulabilir.

Blog Yazıları

Rezum Tedavisi Yorumları

Rezum tedavisi yorumları, bu yenilikçi su [...]

Devamını Oku
TUR-P Prostat Ameliyatı Yorumları

TUR-P prostat ameliyatı yorumları genel anlamda [...]

Devamını Oku
HoLEP Ameliyatı Yorumları

HoLEP ameliyatı yorumları, hastaların prostat büyümesi [...]

Devamını Oku
İyi Huylu Prostat Büyümesi Ameliyatı Yorumları

İyi huylu prostat büyümesi ameliyatı yorumları, [...]

Devamını Oku
Perkütan Nefrolitotomi (PNL) Ameliyatı Yorumları

Perkütan Nefrolitotomi (PNL) ameliyatı yorumları, kapalı [...]

Devamını Oku
Lazerle Taş Kırma (RIRC) Yorumları

Lazerle böbrek taşı kırma (RIRC) tedavisi [...]

Devamını Oku
Thulium (Thulep) Lazer Yorumları

Thulium (ThuLEP) lazer yorumları genel olarak [...]

Devamını Oku
Üreteroskopi URS Yorumları

Üreteroskopi (URS) yorumları, böbrek ve idrar [...]

Devamını Oku