Cinsel bölgede siğil fark edildiğinde, doğru tanı ve tedavi süreci için başvurulması gereken birim, lezyonun yerleşimi ve hastanın cinsiyetine göre belirlenir. Erkek hastalar için birincil adres Üroloji bölümüyken, kadın hastalar Kadın Hastalıkları ve Doğum birimine başvurmalıdır. Anal bölge tutulumlarında Genel Cerrahi veya Proktoloji, deri üzerindeki yüzeysel lezyonlarda ise Dermatoloji uzmanları tedavi süreçlerini yönetir. Belirtilerin türü ne olursa olsun, vakit kaybetmeden bir uzman hekime muayene olmak, virüsün yayılmasını önlemek ve sağlığınızı korumak adına atılacak en önemli adımdır. Doğru branş seçimi, tedavi başarısını artıran en temel faktördür.
Erkeklerde Cinsel Organ Çevresindeki Siğiller İçin Hangi Doktora Gidilir?
Erkek cinsel organının üzerinde, testis torbasında veya kasık kıvrımlarının yoğun olduğu kısımlarda siğil benzeri pürüzlü lezyonlar fark edildiğinde ilk başvurulması gereken birim genellikle Üroloji bölümüdür. Üroloji uzmanları, erkek üreme ve idrar yolları sisteminin anatomik yapısına derinlemesine hakimdir. Bu sayede doktorlar, dışarıdan bakıldığında hemen görünen siğilleri ve gözle fark edilmesi zor olan deri altına doğru uzanım gösterebilen sinsi lezyonları teşhis etme konusunda gereken deneyime sahiptirler.
Muayene sürecinde doktorlar tarafından dermatoskop cihazlarıyla detaylı fiziksel inceleme yapılır. Gözle net olarak seçilemeyen alanları açığa çıkarmak amacıyla özel solüsyon testlerinden faydalanılabilir. Uygulanan bölgede beyazlaşma yaratan bu solüsyonlar, virüsün o an için aktif olduğu alanları işaret ederek müdahale sınırlarını belirlemeyi oldukça kolaylaştırır. Renk değiştiren, çevresinden daha sert hissedilen veya kanama eğilimi gösteren şüpheli yapılarla karşılaşıldığında, o bölgeden küçük bir doku örneği alınarak patolojik incelemeye gönderilebilir. Bu adım, siğil görünümünün altında yatan farklı sağlık sorunlarını ayırt etmek için sıklıkla tercih edilir.
Tedavi aşamasına geçildiğinde, hastanın klinik durumuna göre elektrik akımıyla dokuya müdahale etme, radyofrekans dalgalarından yararlanma veya lazer sistemleriyle lezyonları buharlaştırma gibi çeşitli yöntemler uygulanabilir. Büyük boyutlara ulaşmış ve kitle halini almış oluşumlarda, cerrahi olarak o bölümün temizlenmesi gündeme gelebilmektedir. Tedavinin başarısını artırmak ve cildi korumak adına, iyileşme sürecinde genital bölgenin jiletle tıraş edilmemesi gibi yaşam tarzı tavsiyeleri de hastalarla paylaşılır.
İdrar Kanalı İçindeki Siğil Şüphesinde Hangi Bölüme Başvurulur?
Genital bölgedeki siğiller penis dış yüzeyinde değil de doğrudan idrar kanalının ağzında veya bu kanalın daha iç kısımlarında yer alıyorsa, başvurulması gereken adres yine Üroloji bölümü, özellikle de endoüroloji alt dalıdır. Anatomik yapısı gereği oldukça dar, karanlık ve hassas olan bu bölgeye yapılacak teşhis ve tedavi müdahaleleri, özel ışıklı cerrahi aletlerin kullanılmasını ve ciddi bir klinik deneyimi gerektirir.
İdrar kanalı içindeki siğillerin varlığına işaret edebilecek bazı yaygın belirtiler şunlardır:
- İdrarda kanama
- İdrar yaparken yanma
- İdrar akışında çatallanma
- İdrar boşaltımında zorlanma
- Sık idrara çıkma ihtiyacı
- İdrar damlaması
Bu kapalı ve hassas bölgenin detaylıca incelenmesinde sistoskopi adı verilen ileri düzey bir görüntüleme yönteminden yararlanılır. İnceleme sürecinde hastanın ağrı hissetmemesi ve konforunun korunması adına lokal uyuşturucu jeller, belden aşağısının uyuşturulması veya duruma göre genel anestezi seçenekleri doktor tarafından değerlendirilebilir. Ucunda yüksek çözünürlüklü minik bir kamera bulunan ince ve uzun cihazlarla idrar kanalından yavaşça girilerek içerisi ekrandan detaylıca incelenir. İnceleme sırasında herhangi bir siğil tespit edilirse, aynı seans içinde cihazın içinden gönderilen lazer telleri veya yakıcı uçlar vasıtasıyla lezyona müdahale edilerek işlem süreci kolayca tamamlanabilir.
Kadınlarda Genital Siğil Belirtilerinde Hangi Doktora Gidilir?
Kadınlarda vajina girişi, iç ve dış genital dudaklar veya rahim ağzı çevresinde ufak kabarıklıklar fark edildiğinde, zaman kaybetmeden başvurulması gereken temel birim Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanlığıdır. Kadın anatomisinde bu virüs, dışarıdan fark edilmeden iç bölgelerde ve rahim ağzında sessizce ilerleme eğilimi gösterebilir. Bu nedenle düzenli jinekolojik değerlendirme yapılması, sadece dışarıdaki siğillerin yok edilmesi için değil kadının rahim ağzı sağlığının düzenli olarak takip edilmesi için de büyük bir önem taşır.
Jinekoloji muayenesinde öncelikle standart bir kadın doğum incelemesi yapılır ve rahim ağzından yumuşak fırça yardımıyla küçük bir sürüntü örneği alınır. Pap smear testi olarak bilinen bu işlemle hücresel düzeydeki değişimler mikroskop altında incelenirken, eş zamanlı olarak virüsün tipini belirlemeye yönelik gelişmiş genetik testler istenebilir. Bu test sonuçları, virüsün dokudaki risk potansiyelini öngörmede doktorlara çok değerli veriler sağlar.
Elde edilen test sonuçlarında hücresel düzeyde şüpheli bulgulara rastlanırsa, kolposkop adı verilen ışıklı bir mikroskop sistemiyle rahim ağzı ve vajina iç duvarları çok daha detaylıca incelenir. Gerekli görülen riskli alanlardan çok küçük boyutlarda doku örnekleri alınarak laboratuvara gönderilir. Yapılan detaylı tetkikler sonucunda rahim ağzında istenmeyen değişimler saptanırsa hızlıca tedavi aşamasına geçilir. İnce elektrikli tel halkalar kullanılarak veya çeşitli cerrahi yöntemlerle bu riskli dokular bulunduğu bölgeden dikkatlice çıkarılabilir. Gerçekleştirilen bu tıbbi müdahaleler, hastalığın ilerlemesini kontrol altında tutmak ve sağlıklı dokuyu korumak adına çok değerli adımlardır.
Makat Çevresindeki Siğiller İçin Hangi Bölüme Gidilir?
Siğillerin makat çevresinde, yani anal ve perianal bölgede yerleşmesi durumu biraz daha özellikli bir tablo oluşturur ve bu rahatsızlığın uygun yönetimi için Genel Cerrahi veya Proktoloji bölümlerine başvurulması önerilir. Makatın dış çevresinde görülen ve kişiye rahatsızlık veren siğiller, bazı durumlarda anal kanalın iç kısımlarına ve bağırsağın son bölümüne doğru ilerleme eğilimi gösterebilir. Sadece dışarıdaki lezyonların temizlenmesi, içerideki olası lezyonlar fark edilmediğinde tedavinin eksik kalmasına ve sürecin uzamasına yol açabilir.
Bu bölgenin anatomik yapısı dışarıdan basit bir muayene ile değerlendirilemeyeceğinden, genel cerrahi uzmanları tarafından bağırsağın son kısmını görüntülemeye yarayan bazı özel tıbbi yöntemlerden faydalanılır.
İç bölgede yapılan bu değerlendirmede kullanılan tıbbi aletler ve yararlanılan cihazlar şunlardır:
- Anoskop
- Rektoskop
- Kamera sistemleri
- Işık kaynakları
- Biyopsi pensleri
- Cerrahi makaslar
İçeride veya dışarıda siğil dokuları saptanması halinde, lezyonların mevcut durumuna göre cerrahi yollarla kesip çıkarma veya özel cihazlarla yakma işlemi uygulanarak bu oluşumlara müdahale edilir. Özellikle makat bölgesinde siğil problemi yaşayan hastalarda, duruma genital bölge siğillerinin de eşlik etme ihtimali bulunabilir. Bu tür durumlarda, hastanın genel durumunun daha kapsamlı bir şekilde değerlendirilebilmesi için ilgili diğer uzmanlıklardan da eş zamanlı destek alınması sıklıkla tavsiye edilebilir.
Deri Üzerindeki Yüzeysel Siğillerde Hangi Bölüme Gidilir?
Kasık bölgesinin biraz daha üst kısımlarında, bacak iç yüzeylerinde veya genital bölgenin hemen çevresindeki dış deri alanlarında bulunan yüzeysel siğiller için Dermatoloji, yani yaygın bilinen adıyla Cildiye bölümüne başvurulabilir. İdrar kanalı, makat içi veya vajina içi gibi mukozal ıslak doku tutulumu göstermeyen, daha çok derinin üst tabakasına yerleşen lezyonların tedavisi dermatologların temel uzmanlık alanlarından birine girmektedir.
Dermatoloji klinikleri, bu tür cilt yüzeyi sorunlarının yönetiminde poliklinik şartlarında pratik bir şekilde uygulanabilen fiziksel yöntemlerden ve hastanın kendi evinde kullanabileceği tedavi edici ürünlerden faydalanırlar.
Uzmanların hastanın genel cilt yapısına göre uygun gördüğü tedavi bileşenleri ve seçenekleri şunlardır:
- İmikimod krem
- Podofilotoksin solüsyonu
- Sinecatechins merhem
- Trikloroasetik asit
- Sıvı nitrojen gazı
- Özel dondurucu problar
Dermatologlar, hastanın cilt hassasiyetine, siğillerin yaygınlığına ve geçmiş tedavilere verilen yanıtlara göre bu yöntemlerden birini veya birkaçını kombine ederek kullanabilirler. Bu süreçte özellikle sıvı nitrojen gazı kullanılarak uygulanan dondurma işlemi sıklıkla tercih edilir. Bu pratik tedavi şekli, özel problar yardımıyla lezyonları saniyeler içinde dondurarak hedef dokunun zamanla deriden dökülmesini sağlamayı amaçlar.

1979 Ankara doğumlu Prof. Dr. Berkan Reşorlu, tıp eğitimini 1997-2003 yılları arasında Ankara Üniversitesi’nde, üroloji uzmanlığını ise 2003-2008 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır. Akademik olarak 2013 yılında doçent, 2022 yılında profesör ünvanı almıştır.
Endoskopik taş cerrahisi alanında geniş serili çalışmalara imza atmış, 1 yaş altı çocuklarda uygulanan cerrahileri literatüre kazandırmış, taş skorlama sistemi ve deneysel cerrahi modelleriyle uluslararası alanda kabul görmüştür.
