Transüretral Prostat İnsizyonu (TUİP), iyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu idrar yolu tıkanıklıklarını açmak için uygulanan kapalı bir cerrahi işlemdir. Bu yöntemde prostat dokusu vücut dışına çıkarılmaz; idrar kanalını daraltan bölgeye özel aletlerle küçük kesiler yapılarak yol içeriden genişletilir.

Doku kaybı yaşanmaması, yöntemin en belirgin avantajıdır. Daralan kanalın yalnızca esnetilip rahatlatılması sayesinde bedenin maruz kaldığı cerrahi travma en alt düzeyde kalır ve doku zedelenmesine bağlı kanama riski ciddi ölçüde azalır.

Anestezi altında geçirilen sürenin kısalığı, günlük yaşantıya hızlı dönüş arzulayan hastalar için konforlu bir ortam yaratır. Vücudun doğal anatomisi korunarak idrar akış kalitesinin hedeflenen seviyelere yükseltilmesi amaçlanır.

Böylece hastalar uzun ve zorlu iyileşme süreçleri yaşamadan, hayat konforlarını düşüren idrar yapma zorluklarından yenilikçi bir tıbbi yaklaşımla kurtulma fırsatı yakalar.

Prof. Dr. Berkan Reşorlu
Üroloji Uzmanı

1979 Ankara doğumlu Prof. Dr. Berkan Reşorlu, tıp eğitimini 1997-2003 yılları arasında Ankara Üniversitesi’nde, üroloji uzmanlığını ise 2003-2008 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır. Akademik olarak 2013 yılında doçent, 2022 yılında profesör ünvanı almıştır.

Endoskopik taş cerrahisi alanında geniş serili çalışmalara imza atmış, 1 yaş altı çocuklarda uygulanan cerrahileri literatüre kazandırmış, taş skorlama sistemi ve deneysel cerrahi modelleriyle uluslararası alanda kabul görmüştür.

WhatsApp ile İletişime Geç

TUİP Ameliyatı Nedir?

Erkek anatomisinde prostat bezi, mesanenin, yani idrar kesesinin hemen çıkışında bulunur ve idrarın dışarı atıldığı üretrayı bir yüzük gibi çepeçevre sarar. Yıllar geçtikçe bu bez hacim olarak büyümeye başladığında, ortasından geçen kanala dışarıdan mekanik bir baskı uygulamaya başlar. Bu süreci, içinden su akan yumuşak bir bahçe hortumunun dışarıdan sıkıştırılmasına benzetebiliriz. Hortum dışarıdan baskı gördükçe suyun akış hızı zayıflar, geride kalan su birikmeye ve basınç yaratmaya başlar. İşte TUİP ameliyatı hortumu sıkıştıran bu baskıyı dokuyu yerinden söküp atmadan çözmeyi amaçlayan zarif bir yaklaşımdır.

İşlem sırasında doğal idrar kanalından özel aletlerle girilerek prostatın kanalı daralttığı bölgelere derinlemesine, ancak kontrollü birkaç kesi atılır. Bu kesiler sayesinde, prostatı ve mesane boynunu sıkı sıkıya saran kas lifleri gevşeme imkanı bulur. Kaslar gevşediğinde prostatın lobları bir yayın serbest kalması gibi iki yana doğru aralanır ve ortadaki idrar kanalı gözle görülür şekilde rahatlar. Bu durumu dar gelen bir gömlek yakasının düğmesini açarak boynu rahatlatmaya benzetmek de mümkündür. Koca bir dokuyu tamamen kazıyarak geniş bir yara yüzeyi oluşturmak yerine, sadece stratejik bir rahatlama alanı yaratmak, vücudun maruz kaldığı cerrahi travmayı oldukça azaltır. Geniş yara yüzeyleri olmadığı için kanama riski düşer, hastanın anestezi altında kalma süresi kısalır. Vücudun doğal sınırlarına saygı duyulduğu için, dokular bu müdahaleye çok daha hızlı ve uyumlu bir yanıt verebilir.

Hangi Belirtiler TUİP Ameliyatı İhtiyacını Gösterir?

Prostat büyümesi her erkekte aynı şiddette şikayetlere yol açmayabilir. Bazen prostat hacim olarak çok büyüse de idrar kanalını fazla sıkıştırmadığı için belirti vermezken, bazen küçük bir prostat bile kanalı daraltarak ciddi sorunlar yaratabilir. İdrar kanalı üzerindeki baskı belirli bir seviyeyi aştığında, hastaların günlük hayatını, sosyal yaşantısını, hatta uyku düzenini derinden etkileyen semptomlar ortaya çıkmaya başlar. Hastalar genellikle eskisi gibi rahat idrar yapamadıklarını, tuvalete gittiklerinde uzun süre beklemek zorunda kaldıklarını, idrarlarının çok zayıf aktığını ifade ederler. Bu durumun temel sebebi, idrar kesesinin içerideki sıvıyı daralmış bir kanaldan dışarı atabilmek için normalden çok daha fazla güç harcamak zorunda kalmasıdır. Mesane kası zamanla yorulur, esnekliğini kaybeder ve görevini yerine getiremez hale gelebilir. Geceleri uykunun defalarca bölünmesi, gün içindeki enerji seviyesini ciddi şekilde düşürebilir. Eğer hastalar ağızdan alınan ilaç tedavilerinden fayda göremiyorsa veya bu ilaçları kullanmak istemiyorsa, cerrahi seçenekler gündeme gelir. Sıklıkla karşılaşılan ve hastanın hayat kalitesini düşüren bazı şikayetler şunlardır:

  • Çatallı işeme
  • Kesik kesik işeme
  • İdrar tazyikinde azalma
  • Gece sık tuvalete kalkma
  • Damlama
  • Ani sıkışma hissi
  • İdrarı tam boşaltamama hissi
  • Gecikmeli idrar başlama
  • İdrar yaparken zorlanma
  • Sık idrara çıkma

Kimler TUİP Ameliyatı İçin En Uygun Adaylardır?

Tıp dünyasında her cerrahi yöntemin kendi içinde en verimli olduğu belli hasta grupları bulunur. Prostat tedavilerinde de herkese uyacak tek bir formülden bahsetmek pek mümkün değildir. Hastanın yaşı, genel fizyolojik yapısı, prostatın mililitre cinsinden büyüklüğü, büyümenin mesaneye göre konumu ve hastanın kişisel beklentileri tedavi seçimini şekillendiren en temel unsurlardır. TUİP ameliyatı özellikle hacim olarak çok devasa boyutlara ulaşmamış, ancak anatomik yerleşimi nedeniyle idrar kanalında belirgin bir tıkanıklık yaratan prostatlar için tasarlanmış bir yaklaşımdır. Çoğu zaman prostat hacmi otuz gramın veya mililitrenin altında olan hastalar, bu cerrahi için tıbbi açıdan en ideal adaylar olarak kabul görür. Hekimin detaylı anatomik incelemesi sonucunda doku yapısı elverişli bulunursa, bu sınırın elli grama kadar genişletilebildiği durumlar da olabilmektedir.

Aday belirlemede bir diğer kritik konu, prostatın “orta lob” adı verilen kısmının büyüme durumudur. Bazı hastalarda prostat sadece yanlardan kanalı sıkıştırmakla kalmaz, aynı zamanda mesanenin içine doğru orta kısımdan da bir et parçası gibi büyür. Böyle bir durumda sadece yanlara kesi yapmak tıkanıklığı açmak için yeterli bir çözüm sunmaz. Çünkü mesane içindeki o orta lob, bir kapakçık gibi davranarak idrar çıkışını fiziksel olarak engellemeye devam eder. Bu yüzden orta lobu belirgin olan hastalarda TUİP ameliyatı genellikle ilk seçenek olmaktan çıkar. Bunun yanında, hayat boyu prostat ilacı kullanmak istemeyenler veya kullanılan ilaçların tansiyon düşüklüğü, sürekli halsizlik gibi yan etkilerini tolere edemeyen hastalar için de oldukça makul bir çözümdür.

TUİP Ameliyatı Öncesinde Hangi Hazırlıklar Yapılır?

Güvenli ve verimli bir cerrahi sürecin ilk şartı, ameliyat öncesinde hastanın tıbbi durumunun bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesidir. Hastanın daha önce geçirdiği hastalıkların, düzenli kullandığı ilaçların ve genel vücut direncinin gözden geçirilmesi, operasyonun sorunsuz geçmesi adına büyük önem taşır. Kan sulandırıcı ilaçlar kullanan hastaların, hekim kontrolünde bu ilaçları ameliyattan makul bir süre önce bırakmaları veya doz düzenlemesine gitmeleri istenebilir. Prostat şikayetiyle başvuran bir hastaya TUİP ameliyatı planlanmadan önce, büyümenin iyi huylu bir karakterde olduğundan emin olunması hedeflenir. Çünkü bu cerrahi yöntem doku çıkarmaya dayalı olmadığı için, işlem sonrasında patoloji laboratuvarına gönderilecek bir parça elde edilmez. Hastada herhangi bir kötü huylu doku şüphesi varsa, bunun ameliyat kararı verilmeden önce netleştirilmesi gerekir.

Hastanın şikayetlerinin ne kadarının prostattan kaynaklandığını, mesane kasının itici gücünün ne durumda olduğunu ve idrar yollarının kapasitesini anlamak için çeşitli testlere başvurulur. Bu detaylı değerlendirmeler, cerrahın ameliyat sırasında nasıl bir yol izleyeceğine dair adeta bir yol haritası çizer. Ameliyat öncesi süreçte istenebilecek bazı değerlendirme araçları aşağıdaki gibidir:

  • Kan tahlilleri
  • İdrar tahlili
  • İdrar kültürü
  • Üroflowmetri
  • Ultrasonografi
  • Kan PSA düzeyi
  • Parmakla prostat muayenesi
Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

TUİP Ameliyatı Adım Adım Nasıl Gerçekleşir?

Cerrahi bir müdahaleye girecek olmak, hastalar açısından anlaşılabilir bir şekilde bir miktar endişe yaratabilir. Uygulanacak işlemin detaylarını bilmek, sürece hakim olmak bu kaygıları hafifletmenin en iyi yollarından biridir. TUİP ameliyatı açık bir cerrahi yöntem değildir; yani hastanın karnında, kasığında veya vücudunun dışarıdan görünen herhangi bir yerinde kesi izi bulunmaz. İşlem tamamen doğal idrar yolundan, çok hassas aletlerle içeri girilerek endoskopik olarak gerçekleştirilir. Hastanın genel sağlık profiline, anestezi doktorunun değerlendirmesine ve hastanın kendi rahatlığına bağlı olarak operasyon derin uyku halinde (genel anestezi) veya sadece belden aşağısının uyuşturulduğu (spinal anestezi) yöntemlerle yapılabilir.

Operasyon başladığında cerrah, ucunda yüksek çözünürlüklü minyatür bir kamera ve aydınlatma sistemi bulunan ince bir aletle idrar yolundan usulca içeri ilerler. Bu optik alet sayesinde prostatın iç dokusu, mesanenin boyun kısmı ve idrar yollarının daralmış alanları ekrana yansıtılarak detaylıca incelenir. Anatomik yapı teyit edildikten sonra, prostatın kanalı daralttığı stratejik noktalara milimetrik incelikte, uzunlamasına kesiler atılır. Bu kesme işlemi için genellikle elektrik enerjisiyle çalışan özel ince uçlu aletler veya dokuyu keserken kanamayı da eş zamanlı olarak kontrol edebilen yüksek teknoloji lazer sistemleri tercih edilebilir.

Kesiler genellikle bir saat kadranı düşünüldüğünde beş ve yedi hizalarından prostat boyunca geriye doğru uzatılır. Cerrah, bu kesiyi prostatın dış kılıfına yaklaşana kadar, çok hassas bir derinlikte sabırla ilerletir. Sıkı kas bağları ayrıldıkça, kanalın yavaş yavaş aralandığı ve idrar yolunun genişlediği ekrandan net bir şekilde izlenebilir. Geniş doku kitleleri kazınmadığı için işlem süresi oldukça kısadır ve ortalama olarak yirmi ile otuz dakika gibi bir sürede cerrahi aşama tamamlanmış olur. İşlem bitiminde mesanenin dinlenmesini sağlamak ve idrar çıkışını güvence altına almak için hastaya geçici bir idrar sondası yerleştirilir.

TUİP Ameliyatı Sonrası Hastanede Kalış Süreci Nasıldır?

Ameliyat başarıyla sonlandıktan sonra hastalar, anestezi etkisinin geçmesi için bir süre uyanma ve dinlenme odasında tutulur, ardından kendi yataklarına alınırlar. TUİP ameliyatı geçiren hastaların hastanede misafir edilme süreleri, prostatın tamamen kazındığı eski yöntemlere kıyasla belirgin şekilde daha kısadır. Hastaların çok büyük bir kısmı sadece tek bir gece hastanede gözetim altında tutulur. Hatta sabahın erken saatlerinde ameliyat olan genel sağlık durumu elverişli ve genç yaştaki bazı hastaların aynı günün akşamında evlerine dönmeleri bile tıbben mümkün olabilmektedir. Bu kısa yatış süresinin arkasındaki ana neden, vücudun içerisinde geniş yara yüzeylerinin oluşturulmaması ve bedenin bu süreci çok daha az yorularak atlatmasıdır.

Hastanın odasındaki ilk saatlerde hemşireler tarafından en çok takip edilen unsur takılan idrar sondasıdır. Sonda aracılığıyla idrarın rengi, berraklığı ve akış hızı düzenli olarak kontrol edilir. Ameliyat sonrası ilk saatlerde idrarda pembemsi bir renk veya hafif bir bulanıklık görülmesi olağan karşılanır. Zaman ilerledikçe bu renk açılır ve idrar normal berraklığına kavuşur. İdrar rengi istenilen düzeye geldiğinde ve hastanın genel durumu stabil olduğunda, çoğunlukla ameliyattan on iki ila yirmi dört saat sonra idrar sondası çıkarılır. Sonda çıkarıldıktan sonra hastadan doğal yollarla idrarını yapması istenir. İdrarını rahatça yapabilen ve ultrason kontrolünde mesanesini yeterince boşalttığı görülen hastalar, evde dikkat etmeleri gereken konularda bilgilendirilerek taburcu edilir.

TUİP Ameliyatı Sonrası Evdeki İyileşme Döneminde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Hastane sürecinin ardından eve dönüşle birlikte hastaları görece rahat bir iyileşme dönemi bekler. Ancak her cerrahi işlemde olduğu gibi, vücudun içerisindeki kesi alanlarının iyileşmesi ve dokuların kendini yenilemesi belirli bir zaman gerektirir. İlk birkaç gün idrar yaparken hafif bir yanma, sızlama, eskiye kıyasla biraz daha sık tuvalete gitme isteği yaşanması iyileşme sürecinin doğal bir parçası olarak görülür. Bu hafif şikayetler, mesanenin yeni açılmış kanala alışmaya çalışmasından ve operasyon bölgesindeki geçici ödemden kaynaklanır. Bol miktarda su içmek, idrar yollarını içeriden doğal bir şekilde yıkayarak bu süreci hızlandırmanın ve şikayetleri hafifletmenin en pratik yoludur.

Hastaların günlük yaşantılarına ve masa başı işlerine dönmeleri genellikle birkaç gün sürse de özellikle ilk dört ila altı haftalık periyotta bedeni aşırı zorlayacak eylemlerden kaçınmak büyük önem taşır. Karın ve leğen kemiği bölgesindeki basıncı artıran her türlü zorlu hareket, yeni iyileşmeye başlayan dokular üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir. İyileşme sürecini sekteye uğratmamak adına hastaların kaçınması tavsiye edilen bazı durumlar şunlardır:

  • Ağır eşya kaldırmak
  • Şiddetli ıkınmak
  • Zorlayıcı egzersiz yapmak
  • Uzun süreli bisiklet sürmek
  • Aşırı baharatlı yiyecekler tüketmek
  • Yoğun kafein tüketmek
  • Motosiklet kullanmak

TUİP Ameliyatı Cinsel Fonksiyonları Nasıl Etkiler?

Prostat veya idrar yolları ile ilgili bir cerrahi söz konusu olduğunda, hastaların hekimlere en sık danıştığı ve çoğu zaman en çok kaygılandığı konuların başında cinsel yaşamın nasıl etkileneceği gelir. Geleneksel prostat kazıma veya lazerle enükleasyon ameliyatlarının, cinsel fonksiyonlar üzerinde doğal olarak bazı kaçınılmaz fizyolojik sonuçları olabilmektedir. Ancak TUİP ameliyatı çalışma prensibi gereği vücudun fizyolojik dokusunu ve işleyişini korumaya odaklandığı için, bu konuda hastalara oldukça güvenli bir tablo sunmayı hedefler.

Erkek üreme sisteminde, meninin idrar yoluna aktarıldığı kanallar prostatın içinden geçer ve dışarıya atılımı sağlayan mekanizma bu bölgede yer alır. Prostatın tamamen oyulduğu klasik işlemlerde, mesane boynunu kapalı tutan iç kas dokusu ortadan kalktığı için, hastaların önemli bir kısmında cinsel birliktelik sonrası meni ileriye değil idrar kesesine doğru geriye kaçar (retrograd ejakülasyon) ve sonrasında idrarla birlikte dışarı atılır. Bu durum fiziksel sağlığa bir zarar vermese de doğal yollarla çocuk sahibi olma ihtimalini düşürür ve psikolojik açıdan bazı hastalar için rahatsız edici olabilir. TUİP yönteminde ise kesiler sadece belirli açılardan yapılır ve meni kanallarının yoğun olduğu bölgeye dokunulmaz. Kas halkası bütünüyle işlevsiz bırakılmadığı için meninin doğal akışı büyük oranda korunmuş olur.

Sertleşme, yani ereksiyon kalitesi de hastaları yakından ilgilendiren bir konudur. Penisin sertleşmesini sağlayan hassas sinir ağları ve ince kan damarları, prostatın en dış katmanının hemen sınırından geçer. TUİP ameliyatında prostat dokusu yerinde kaldığı ve kesiler dış kılıfa zarar vermeden sadece iç yüzeyde sınırlandırıldığı için, bu sinir ve damar ağlarına termal veya mekanik bir zarar gelme ihtimali oldukça düşüktür. Dolayısıyla hastaların ameliyat öncesi sertleşme fonksiyonları ne düzeydeyse, iyileşme sonrasında da benzer şekilde devam etmesi beklenir.

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak ve randevu oluşturmak için hemen bizimle iletişime geç!

TUİP Ameliyatı İle Klasik Prostat Ameliyatları Arasındaki Farklar Nelerdir?

Modern tıbbın gelişimiyle birlikte hastalar için çok çeşitli tedavi alternatifleri doğmuştur. Tıpta hangi yöntemin en iyisi olduğuna karar vermekten ziyade, hangi yöntemin o anki hastanın durumuna daha uygun olduğunu belirlemek temel ilkedir. Geleneksel olarak uygulanan ve prostatın elektrik enerjisiyle kazındığı ameliyatlar, uzun yıllardır uygulanan etkili tedavilerdir. Ancak TUİP ameliyatı anatomiye yaklaşım tarzı bakımından bu yöntemlerden oldukça belirgin bir şekilde ayrışır.

Kazıma veya dokuyu lazerle soyarak çıkarma işlemlerinde, prostatın büyüyen kısmı küçük parçalar halinde veya bir bütün olarak yerinden sökülerek idrar kanalı adeta geniş bir tünele dönüştürülür. Dokunun bedenden ayrılması, idrar yolunda geniş yara yüzeyleri bırakır. Bu durum ameliyat sürelerinin daha uzun olmasına, hastanede kalış günlerinin uzamasına ve hastanın iyileşme sürecinde daha fazla enerji harcamasına sebep olabilir. Ayrıca geniş yüzeyler, operasyon sırasında veya sonrasında kanama yönetimi açısından ekstra dikkat gerektirir.

TUİP ameliyatı ise, bir nevi sıkışmış bir kilit mekanizmasını gevşetme işlemi gibidir. Ortada sökülüp alınacak devasa bir doku parçası olmadığı için, sadece tıkanıklığa sebep olan gergin kas bağlarının kesilmesi ile yetinilir. Bu nedenle ameliyat genellikle çok daha kısa bir zaman diliminde sonlanır. Vücudun sistemik dengesini sarsabilecek büyüklükte bir kanama tablosu beklenmez. İdrar sondası ile geçirilen süre bir günün bile altına inebilir. Tabi dokunun içeride kalması, çok büyük hacimli prostatlarda bu yöntemin yetersiz kalmasına neden olabileceği için her hasta bu kıyaslamanın içerisine dahil edilemez. Kendi anatomik yapısına uygun, olabildiğince hafif bir cerrahi ile günlük hayata hızlı dönüş yapmak isteyenler için TUİP mantıklı bir seçenek olarak durmaktadır.

TUİP Ameliyatı Sonrası Uzun Dönemde Bizi Neler Bekler?

Herhangi bir cerrahi tedavinin ardından, sağlanan bu iyilik halinin ne kadar uzun süreceği hastalar açısından çok önemli bir merak konusudur. TUİP ameliyatı sonrasında idrar kanalındaki o ferahlama ve akış hızındaki artış, hastalar tarafından kısa sürede fark edilir. Geceleri uykuyu bölen tuvalet ziyaretleri azalır, idrar tazyiki hissedilir şekilde artar ve mesanenin idrarı tamamen boşalttığı rahatlığı geri kazanılır. Ancak unutulmaması gereken nokta, bu yöntemin doğası gereği prostat bezinin vücudun içinde hayatına devam etmesidir. Yaşlanma devam ettikçe, içeride kalan prostat dokusu yıllar içerisinde yavaş bir ivmeyle de olsa hacimsel büyümesini sürdürme eğiliminde olabilir.

Klinik tecrübeler ve istatistiksel veriler, prostat dokusunun tamamen kazındığı hastalara kıyasla, sadece kesi işlemi uygulanan hastaların on yıl veya daha ileriki süreçlerde yeniden bir müdahaleye ihtiyaç duyma ihtimalinin bir miktar daha yüksek olabileceğini işaret etmektedir. Ancak bu durum kazanılan faydayı gölgelemez; çünkü hastaların büyük bir kısmı için on yıl veya daha fazla süre boyunca sorunsuz bir şekilde yaşamak hedeflenen kaliteyi sağlamaktadır. Uzun dönemde mesane kasının yorulmaması ve böbrek sağlığının korunması için hastaların yıllık rutin doktor muayenelerini aksatmamaları faydalı olur. Yılda bir kez yapılacak kısa bir değerlendirme ile sistemin gidişatı rahatlıkla takip edilebilir. Rutin kontrollerde hekimin isteyebileceği bazı takipler şunlardır:

  • Üroflowmetri testi
  • İşeme sonrası ultrasonografi
  • Semptom skoru değerlendirmesi
  • Rutin kan tahlilleri
  • İdrar incelemesi

Blog Yazıları

Rezum Tedavisi Yorumları

Rezum tedavisi yorumları, bu yenilikçi su [...]

Devamını Oku
TUR-P Prostat Ameliyatı Yorumları

TUR-P prostat ameliyatı yorumları genel anlamda [...]

Devamını Oku
HoLEP Ameliyatı Yorumları

HoLEP ameliyatı yorumları, hastaların prostat büyümesi [...]

Devamını Oku
İyi Huylu Prostat Büyümesi Ameliyatı Yorumları

İyi huylu prostat büyümesi ameliyatı yorumları, [...]

Devamını Oku
Perkütan Nefrolitotomi (PNL) Ameliyatı Yorumları

Perkütan Nefrolitotomi (PNL) ameliyatı yorumları, kapalı [...]

Devamını Oku
Lazerle Taş Kırma (RIRC) Yorumları

Lazerle böbrek taşı kırma (RIRC) tedavisi [...]

Devamını Oku
Thulium (Thulep) Lazer Yorumları

Thulium (ThuLEP) lazer yorumları genel olarak [...]

Devamını Oku
Üreteroskopi URS Yorumları

Üreteroskopi (URS) yorumları, böbrek ve idrar [...]

Devamını Oku