Açık prostatektomi ameliyatı prostat bezinin iyi huylu büyümesi nedeniyle idrar kanalının ciddi şekilde daraldığı durumlarda, karın bölgesinden yapılan bir kesi ile büyümüş dokunun temizlenmesi işlemidir. Bu cerrahi yöntemde alt karın bölgesindeki bir açıklıktan prostatın dış kapsülüne ulaşılır ve içeride idrar akışını engelleyen fazlalık doku (adenom) tamamen dışarı çıkarılır. Özellikle kapalı yöntemlerin kısıtlı kalabileceği devasa prostat boyutlarında, idrar yolunu kalıcı olarak rahatlatmak ve mesane sağlığını korumak için uygulanan en etkili ve güvenilir tedavi yaklaşımlarının başında gelir.
Üroloji Uzmanı
1979 Ankara doğumlu Prof. Dr. Berkan Reşorlu, tıp eğitimini 1997-2003 yılları arasında Ankara Üniversitesi’nde, üroloji uzmanlığını ise 2003-2008 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır. Akademik olarak 2013 yılında doçent, 2022 yılında profesör ünvanı almıştır.
Endoskopik taş cerrahisi alanında geniş serili çalışmalara imza atmış, 1 yaş altı çocuklarda uygulanan cerrahileri literatüre kazandırmış, taş skorlama sistemi ve deneysel cerrahi modelleriyle uluslararası alanda kabul görmüştür.
| İşlem Tanımı | Prostat bezinin açık cerrahi yöntemle çıkarılması işlemidir. En sık prostat kanseri tedavisinde uygulanan radikal prostatektomi veya iyi huylu prostat büyümesinde uygulanan basit prostatektomi şeklinde gerçekleştirilebilir. |
| Temel Amaç | Hastalıklı prostat dokusunun çıkarılması, kanser kontrolünün sağlanması veya ciddi idrar yolu tıkanıklığının giderilmesidir. |
| Uygulama Yöntemi | Alt karın bölgesinde yapılan cerrahi kesi aracılığıyla prostat bezine doğrudan ulaşılır ve gerekli dokular çıkarılır. |
| Başlıca Endikasyonlar | Lokalize prostat kanseri, ileri derecede iyi huylu prostat büyümesi ve diğer uygun ürolojik durumlar. |
| Anestezi | Genel anestezi veya uygun hastalarda bölgesel (spinal/epidural) anestezi altında uygulanabilir. |
| Cerrahi Süre | Hastanın durumuna ve ameliyatın kapsamına bağlı olarak genellikle 2–5 saat arasında sürebilir. |
| Çıkarılan Dokular | Ameliyat tipine göre prostat bezi, seminal veziküller ve gerekli görülen durumlarda pelvik lenf düğümleri çıkarılabilir. |
| Lenf Nodu Diseksiyonu | Kanser riski bulunan hastalarda pelvik lenf nodlarının çıkarılması işlemi eklenebilir. |
| Hastanede Kalış Süresi | Genellikle birkaç gün ile bir hafta arasında değişebilir. |
| İdrar Kateteri | Mesane ve üretra arasındaki bağlantının iyileşmesini sağlamak amacıyla belirli bir süre kateter kullanılır. |
| Avantajları | Cerraha geniş görüş alanı sağlar, büyük prostatlarda etkili olabilir ve uzun yıllardır uygulanan köklü bir cerrahi yöntemdir. |
| Dezavantajları | Daha büyük kesi, daha fazla ağrı, daha uzun iyileşme süresi ve daha yüksek kan kaybı riski görülebilir. |
| Olası Riskler | Kanama, enfeksiyon, pıhtı oluşumu, yara iyileşme problemleri ve anesteziye bağlı komplikasyonlar gelişebilir. |
| Fonksiyonel Komplikasyonlar | İdrar kaçırma, erektil disfonksiyon ve mesane boynu darlığı gelişebilir. |
| Sinir Koruyucu Cerrahi | Uygun hastalarda ereksiyon fonksiyonunu korumak amacıyla sinir koruyucu teknikler uygulanabilir. |
| İyileşme Süreci | Tam iyileşme haftalar ile aylar arasında değişebilir. Fiziksel aktiviteler kademeli olarak artırılır. |
| Patolojik İnceleme | Çıkarılan dokular mikroskobik olarak değerlendirilerek tümör evresi, derecesi ve cerrahi sınırlar incelenir. |
| Takip | PSA ölçümleri, fizik muayene ve gerekli görülen görüntüleme yöntemleri ile düzenli takip yapılır. |
| Başarı Kriterleri | Hastalığın kontrol altına alınması, PSA düzeylerinin uygun seviyelere düşmesi ve yaşam kalitesinin korunmasıdır. |
| Alternatif Tedaviler | Laparoskopik radikal prostatektomi, robotik cerrahi, radyoterapi, aktif izlem veya diğer uygun tedavi seçenekleri değerlendirilebilir. |
Açık Prostatektomi gerektiren prostat büyümesi neden olur ve hangi sorunlara yol açar?
Prostat bezinin büyümesi, erkeklerde yaşlanma sürecinin oldukça doğal bir parçasıdır. İlerleyen yaş ve testosteron gibi erkeklik hormonlarının hücresel düzeydeki etkileşimleri sonucunda, prostatın tam ortasında yer alan dokular yavaş yavaş çoğalmaya başlar. Prostat büyüdükçe, tam ortasından geçen idrar kanalını bir mengene gibi dışarıdan sıkıştırır. Bu mekanik daralma, mesanenin (idrar kesesi) içindeki idrarı dışarı atabilmek için normalden çok daha fazla kasılmasına neden olur. Zamanla mesane kası yorulur, yapısı bozulur ve idrarı boşaltamaz hale gelir.

Hastaların günlük yaşam kalitesini derinden etkileyen başlıca belirtiler şunlardır:
- İdrara başlamada zorlanma
- İdrar tazyikinde gözle görülür azalma
- Kesik kesik idrar yapma
- Sık sık tuvalete gitme ihtiyacı
- Geceleri uykudan idrar hissiyle uyanma
- Tuvaletten sonra bile mesanenin tam boşalmadığı hissi
- Aniden gelen sıkışma hissi ve idrar kaçırma
Bu belirtiler sadece bir konfor sorunu değildir. Tıkanıklık uzun süre tedavi edilmezse mesane içinde yüksek basınç oluşur. Bu basınç, idrarın böbreklere doğru geri tepmesine ve en nihayetinde böbrek fonksiyonlarının yavaş yavaş bozulmasına yol açabilir. Ayrıca mesanede sürekli kalan idrar, zamanla birikerek tekrarlayan enfeksiyonlara ve büyük mesane taşlarının oluşumuna zemin hazırlar.
Hangi durumlarda kapalı yöntemler yerine Açık Prostatektomi tercih edilir?
Prostat büyümesi olan her hastaya açık ameliyat uygulanmaz. Cerrahi yöntemin seçimi hastanın anatomisine, prostatın büyüklüğüne ve eşlik eden diğer hastalıklara göre özenle belirlenir. Kapalı ameliyatlar genellikle daha küçük prostatlarda tercih edilirken, bazı özel koşullarda açık cerrahi kaçınılmaz ve çok daha güvenli bir seçenek haline gelir.
Açık cerrahinin öncelikli olarak tercih edildiği durumlar şunlardır:
- Çok büyük prostat hacmi
- Büyük mesane taşları
- Mesane divertikülleri
- Ciddi üretra darlıkları
- İleri derece kalça eklemi rahatsızlıkları
Prostat hacminin 80 ila 100 gramın üzerinde olduğu devasa prostatlarda, kapalı yöntemlerle dokuyu içeriden kazımak saatler sürebilir. Bu uzun süre, ameliyat sırasında kullanılan yıkama sıvılarının kana karışarak hayati risk oluşturabilen zehirlenmelere yol açma ihtimalini artırır. Ayrıca hastanın mesanesinde, prostat büyümesine bağlı oluşmuş büyük taşlar veya fıtıklaşmalar (divertiküller) varsa, açık ameliyat sayesinde tek bir kesi ile hem bu taşlar temizlenir hem fıtıklar onarılır hem de prostat dokusu tamamen çıkarılır. Kalça kireçlenmesi gibi ortopedik sorunları olan hastalar, kapalı ameliyat için gereken bacakların havaya kaldırıldığı pozisyonu alamayacakları için yine açık cerrahi en uygun yoldur.
Açık Prostatektomi ameliyatı öncesinde hangi testler ve hazırlıklar yapılır?
Başarılı bir ameliyatın ilk kuralı, doğru ve detaylı bir ön hazırlık sürecidir. Hastanın şikayetlerinin şiddetini anlamak için özel anketler doldurulur ve ardından kapsamlı bir fiziksel değerlendirme başlar. Bu değerlendirme sürecinde amaç prostattaki büyümenin sadece iyi huylu bir büyüme olduğundan emin olmak ve hastanın genel anesteziye uygunluğunu denetlemektir.
Ameliyat kararı alınmadan önce yapılan temel testler şunlardır:
- Parmakla prostat muayenesi
- Prostat spesifik antijen testi
- İdrar akım testi
- Üriner ultrasonografi
- Tam idrar tahlili
- İdrar kültürü
- Elektrokardiyografi
Parmakla yapılan muayene, prostatın kıvamını ve yüzeyinde kanser şüphesi uyandıran sertlikler olup olmadığını anlamak için hayati önem taşır. Kandan bakılan prostat spesifik antijen (PSA) değeri de kanser taramasının bir parçasıdır. İdrar akım testi için hasta özel bir cihaza idrarını yapar ve saniyedeki akım hızı ölçülerek tıkanıklığın derecesi matematiksel olarak ortaya konur. Ultrasonografi ile prostatın tam hacmi gram cinsinden ölçülür ve hasta idrarını yaptıktan sonra mesanede ne kadar idrar kaldığı tespit edilir. İdrar yollarında bir enfeksiyon varsa, ameliyat öncesinde mutlaka antibiyotik tedavisiyle bu enfeksiyon temizlenir. Kan sulandırıcı ilaç kullanan hastaların ilaçları da güvenli bir zaman diliminde kesilerek veya değiştirilerek ameliyata hazırlanılır.
Açık Prostatektomi ameliyatı nasıl yapılır ve teknikleri nelerdir?

Ameliyat süreci, hastanın güvenli bir şekilde uyutulması veya belden aşağısının uyuşturulması ile başlar. Genellikle göbeğin biraz altından başlayıp kasık kemiğine doğru inen, sezaryen kesisine benzeyen bir kesi yapılarak karın duvarı geçilir. İdrar kesesinin ve prostatın bulunduğu alana ulaşıldığında, cerrah son derece dikkatli bir şekilde prostatın dış kapsülü ile içteki büyümüş adenom dokusu arasındaki doğal ayrım hattını bulur.
Bu hat bulunduktan sonra, büyümüş olan iç doku, dış kapsülden nazik hareketlerle ayrılarak tek bir parça veya birkaç büyük parça halinde çıkarılır. Tıkayıcı doku çıkarıldıktan sonra içeride kalan boşlukta kanama kontrolü yapılır ve gerekli görülen damarlara dikişler atılarak kanama durdurulur. İdrar yolunun iyileşme sürecinde desteklenmesi ve idrarın dışarı alınması için idrar kanalından mesaneye doğru özel bir sonda yerleştirilir. Ameliyat bölgesinde birikebilecek vücut sıvılarını dışarı atmak için bir adet plastik dren konulur ve kesilen katmanlar estetik bir şekilde kapatılarak operasyon sonlandırılır.
Açık Prostatektomi yöntemleri olan Suprapubik ve Retropubik teknikler arasındaki farklar nelerdir?
Açık ameliyat esnasında cerrahın prostata ulaşmak için tercih edebileceği iki farklı yol bulunmaktadır. Hangi yöntemin seçileceği, hastanın mesanesindeki ek problemlere ve tamamen cerrahın teknik tecrübesine bağlıdır.
Uygulanan iki temel cerrahi yaklaşım şunlardır:
- Suprapubik yaklaşım
- Retropubik yaklaşım
Suprapubik yaklaşımda prostata ulaşmak için öncelikle idrar kesesinin (mesanenin) ön duvarı kesilerek açılır. Cerrah mesanenin içinden geçerek aşağıya, prostata doğru ilerler ve büyümüş dokuyu buradan çıkarır. Bu yöntemin en büyük avantajı, mesane içinde aynı anda müdahale edilmesi gereken devasa taşlar varsa, bu taşların çok rahat bir şekilde dışarı alınabilmesidir. Ancak mesane kesildiği için iyileşme süreci bir miktar daha uzun sürebilir. Retropubik yaklaşımda ise idrar kesesi hiç açılmaz. Doğrudan prostatın dış zarı üzerine bir kesi yapılarak içeri girilir. İdrar kesesi korunmuş olduğu için ameliyat sonrası idrar kaçakları daha az görülür ve sondanın çekilmesi daha hızlı olabilir. Ancak bu yöntemde mesane içindeki problemlere müdahale etmek teknik olarak daha kısıtlıdır.
Açık Prostatektomi ameliyatı sürecinde anestezi ve ağrı kontrolü nasıl sağlanır?
Ameliyatın konforlu ve güvenli geçmesi için anestezi yönetimi büyük önem taşır. Bu ameliyatlar genellikle iki farklı anestezi yöntemi kullanılarak gerçekleştirilebilir.
Tercih edilen anestezi yöntemleri şunlardır:
- Genel anestezi
- Spinal anestezi
- Epidural anestezi
Genel anestezide hasta tamamen uyutulur ve ameliyat boyunca hiçbir şey hissetmez, solunumu cihazlarla desteklenir. Spinal anestezi ise bel bölgesinden omurilik sıvısına yapılan küçük bir iğne ile hastanın belden aşağısının tamamen uyuşturulması işlemidir. Özellikle ileri yaşta olan kalp veya akciğer kapasitesi zayıflamış hastalarda spinal anestezi çok daha güvenli bir seçenektir. Spinal anestezinin en güzel yanlarından biri, ameliyat bittikten sonra bile hastanın bacaklarındaki uyuşukluğun birkaç saat daha devam etmesidir. Bu sayede hasta, ameliyat sonrası en ağrılı geçebilecek olan ilk saatleri tamamen ağrısız bir şekilde atlatır. Servise alındıktan sonra da ağrı hissini baskılamak için damar yolundan düzenli olarak güçlü ağrı kesiciler uygulanır.
Açık Prostatektomi ameliyatı sonrası hastanede yatış ve iyileşme süreci nasıl ilerler?
Ameliyatın bitmesiyle birlikte hasta önce uyanma odasına, değerleri normale döndüğünde ise yatağına alınır. Hastanede yatış süresi genellikle üç ila beş gün arasında değişmektedir ve bu dönemde iyileşmeyi hızlandıracak sıkı bir takip protokolü uygulanır.
Hastanede yatış sürecinin temel bileşenleri şunlardır:
- Sürekli mesane yıkama işlemi
- Erken dönem yürüyüşleri
- Akciğer egzersizleri
- Düzenli ağrı kontrolü
Ameliyatın hemen ardından, hastaya takılmış olan idrar sondasının bir ucundan içeriye sürekli olarak steril tuzlu su (serum fizyolojik) verilir, diğer ucundan ise içerideki kanlı sıvı torbaya toplanır. Sürekli mesane yıkama işlemi olarak bilinen bu uygulamanın amacı, prostatın çıkarıldığı bölgeden sızan kanamaların pıhtılaşıp idrar yolunu tıkamasını engellemektir. İdrar rengi berraklaşana kadar bu yıkama işlemine devam edilir. Hastaların ameliyattan sonraki ilk gün ayağa kalkıp koridorda yürütülmeleri zorunludur. Erken hareket etmek, bacak damarlarında ölümcül olabilen kan pıhtılarının oluşmasını engeller ve bağırsakların normal çalışmasına dönmesini hızlandırır.
Açık Prostatektomi sonrasında sonda ve kateter kullanımı ne kadar sürer?
Hemen hemen tüm hastalar için ameliyat sonrası dönemin en rahatsız edici kısmı vücutlarında bulunan plastik hortumlarla yaşamaktır. Ancak bu hortumlar, iç dokuların sağlıklı ve güvenli bir şekilde iyileşmesi için vazgeçilmez yardımcı mekanizmalardır.
Ameliyat sonrası kullanılan tıbbi malzemeler şunlardır:
- Üretral foley sonda
- Karın içi silikon dren
- Suprapubik idrar borusu
Karın bölgesine konulan silikon dren, ameliyat alanında biriken sıvıları ve olası kanamaları dışarı atmak içindir. Bu drenin içinden gelen sıvı miktarı azaldığında, genellikle ameliyattan üç veya dört gün sonra, oldukça ağrısız bir şekilde çekilerek çıkarılır. İdrar yolundan mesaneye giden üretral sonda ise, yeni oluşturulan idrar yolunun şeklini koruması ve dikişlerin idrarla temas etmeden iyileşmesi için biraz daha uzun tutulur. Ortalama olarak ameliyattan yedi ila on gün sonra sonda çıkarılır. Sonda çekme işlemi sadece birkaç saniye sürer ve hastalar bu esnada sadece hafif bir çekilme hissi yaşar. Sonda çekildikten sonra hasta kendi kendine tuvalete gitmeye başlar ve idrar akımının ne kadar rahatladığını ilk günden itibaren fark eder.
Açık Prostatektomi sonrasında taburcu olduktan sonra nelere dikkat etmek gerekir?
Sondanın çekilmesi ve hastaneden taburcu olunması, iyileşme sürecinin tamamlandığı anlamına gelmez. Prostatın çıkarıldığı bölgedeki yaranın tamamen iyileşmesi ve kabuk bağlaması yaklaşık dört ila altı hafta sürmektedir. Bu dönemde evde alınacak basit tedbirler, olası komplikasyonları büyük ölçüde engeller.
Evde dikkat edilmesi gereken temel kurallar şunlardır:
- Günde en az iki buçuk litre su tüketilmesi
- Lifli ve posalı gıdalarla beslenilmesi
- Kabızlık oluşumunun kesinlikle engellenmesi
- Beş kilogramdan ağır nesnelerin kaldırılmaması
- Ani eğilme ve gerinme hareketlerinden kaçınılması
Su tüketiminin artırılması, idrar yollarının doğal bir şekilde sürekli yıkanmasını sağlayarak enfeksiyon riskini düşürür ve mesane içinde oluşabilecek ufak kan pıhtılarının kolayca atılmasına yardımcı olur. Hastaların bu dönemde dikkat etmesi gereken en kritik konu bağırsak düzenidir. Tuvalette ıkınmak, karın içi basıncını aniden artırarak prostatın çıkarıldığı bölgede şiddetli ve yeniden hastaneye yatmayı gerektirecek kanamalara yol açabilir. Bu nedenle beslenmede sebze, meyve, yulaf gibi lifli gıdalara ağırlık verilmeli, gerekirse bağırsak yumuşatıcı şuruplar kullanılmalıdır. Ağır egzersizler ve uzun süreli araba yolculukları da pelvik bölgeyi zorlayacağı için ilk bir ay boyunca kısıtlanmalıdır.
Açık Prostatektomi ameliyatının olası yan etkileri nelerdir?
Her cerrahi müdahalede olduğu gibi, açık ameliyatın da kendine has doğasından kaynaklanan bazı riskleri ve yan etkileri bulunmaktadır. Güncel cerrahi teknikler ve teknolojik ekipmanlar sayesinde bu yan etkilerin görülme sıklığı oldukça azalmış olsa da hastaların operasyon öncesinde bu ihtimalleri bilmesi büyük önem taşır.
Görülebilecek olası yan etkiler şunlardır:
- Operasyon bölgesinde kanama
- Dikiş hatlarından idrar sızıntısı
- İdrar yollarında daralma
- Mesane boynunda büzüşme
- Geçici idrar damlatmaları
Kanama, bu ameliyatın en bilinen riskidir. Prostat oldukça damarlı bir organ olduğu için bazı hastalarda ameliyat esnasında veya sonrasında kan nakli yapılması gerekebilir. Nadiren de olsa idrar kesesine atılan dikişlerin arasından karın içine sızıntılar olabilir; bu durum genelde sondanın kalış süresinin birkaç gün uzatılmasıyla kendiliğinden iyileşir. İyileşme dokusunun gereğinden fazla kalınlaşması (fibrozis) sonucunda, aylar sonra idrar yolunda veya mesane boynunda daralmalar meydana gelebilir. Böyle bir daralma gelişirse, idrar yolundan girilerek yapılan basit, on dakikalık kapalı bir müdahale ile bu alan yeniden genişletilir. Sonda çekildikten sonraki ilk birkaç hafta, mesane kaslarının ameliyat öncesi yorgunluğuna bağlı olarak hastalar ani sıkışmalar yaşayabilir veya çamaşırlarına birkaç damla idrar kaçırabilirler. Bu durum çoğunlukla geçicidir ve zamanla, mesane fonksiyonları normale döndükçe tamamen ortadan kalkar.
Açık Prostatektomi sonrası cinsel hayat ve üreme fonksiyonları nasıl etkilenir?
Hastaların prostat cerrahisi öncesinde en çok kaygılandığı konulardan biri de cinsel yaşamlarının ve erkeklik fonksiyonlarının nasıl etkileneceğidir. İyi huylu prostat büyümesi cerrahisinde uygulanan açık tekniğin, cinsellik üzerinde belirgin ancak çok spesifik sonuçları vardır.
Cinsel fonksiyonlar üzerindeki temel etkiler şunlardır:
- Geriye doğru boşalma durumu
- Kuru orgazm yaşanması
- Sertleşme yeteneğinin korunması
- Cinsel istekte değişiklik olmaması
Ameliyat esnasında idrar yolunu rahatlatmak amacıyla prostatın iç dokusu tamamen temizlendiğinde, mesanenin çıkış kapısı (mesane boynu) anatomik olarak genişlemiş olur. Bu genişleme nedeniyle, hastalar cinsel ilişki sırasında orgazm olduklarında, meni dışarıya, ileriye doğru değil; direncin daha düşük olduğu mesane içine, yani geriye doğru kaçar. “Retrograd ejakülasyon” adı verilen bu durum kalıcıdır ve orgazm hissinde hiçbir azalmaya neden olmaz. Hasta orgazm olur ancak dışarı sıvı çıkmadığını (kuru orgazm) fark eder. Mesaneye kaçan bu sıvı daha sonra yapılan ilk idrarla birlikte zararsız bir şekilde vücuttan atılır. Bu durum sağlığa zararlı olmasa da doğal yollarla çocuk sahibi olmayı engeller. Bununla birlikte penisin sertleşmesini sağlayan sinirler prostatın dış kapsülünün çok uzağından geçtiği için ameliyat sırasında bu sinirlere zarar verilmez. Dolayısıyla ameliyat öncesinde sertleşme problemi olmayan bir erkek, ameliyat sonrasında da aynı cinsel performansını sürdürmeye devam eder.
Kapalı yöntemler (TURP, HoLEP) ile Açık Prostatektomi arasındaki temel farklar nelerdir?
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte günümüzde idrar yolundan girilerek, karında hiçbir kesi yapılmadan gerçekleştirilen pek çok prostat cerrahisi yöntemi bulunmaktadır. Ancak her yöntemin kendine göre avantajları ve kısıtlamaları vardır.
Alternatif olarak uygulanan başlıca kapalı yöntemler şunlardır:
- Transüretral prostat rezeksiyonu
- Holmiyum lazer ile prostat enükleasyonu
- Plazmakinetik prostat buharlaştırması
Halk arasında standart kapalı prostat ameliyatı olarak bilinen TURP işlemi, küçük ve orta boylu prostatların tedavisinde çok başarılıdır. Ancak prostat çok büyükse, cihazla bu dokuyu kazımak saatlerce sürer ve vücuda zarar veren yıkama sıvılarının emilmesine yol açabilir. Lazer teknolojisinin kullanıldığı HoLEP yöntemi ise, açık ameliyatın mantığını içeriden, lazerle yapabilen gelişmiş bir teknolojidir ve her boyutta prostata uygulanabilir. Sonda çok erken çıkar ve kanama daha azdır. Ne var ki HoLEP yöntemini uygulayabilmek için oldukça pahalı teknolojik altyapılar ve cerrahın çok uzun süren bir eğitimden geçmiş olması gerekir. Açık cerrahi ise özel cihazlara ihtiyaç duyulmadan, çok daha ulaşılabilir bir şekilde devasa prostatları en hızlı ve en kökten şekilde vücuttan uzaklaştıran garanti bir yöntem olmaya devam etmektedir.
İyi huylu prostat büyümesi için yapılan Açık Prostatektomi kanseri engeller mi?
Prostat cerrahisi geçirecek hastaların zihinlerinde oluşan en büyük yanılgılardan biri, ameliyattan sonra artık prostat kanseri olma risklerinin tamamen ortadan kalktığını düşünmeleridir. Bu durumun net bir şekilde aydınlatılması hayati bir öneme sahiptir.
İyi huylu prostat büyümesi için yapılan açık cerrahi, sadece idrar kanalını tıkayan iç dokuyu (adenom) çıkarır. Portakal analojisine geri dönersek, içerdeki meyve yenmiş ancak portakalın dış kabuğu vücudun içinde olduğu gibi bırakılmıştır. Tıbbi adıyla periferik zon olarak bilinen bu dış kapsül dokusu, prostat kanserlerinin neredeyse tamamının köken aldığı ve geliştiği yerdir. Kanser cerrahisinde ise (radikal prostatektomi) prostat bezi zarlarıyla, çevresindeki dokularla birlikte tamamen sökülüp alınır. Bu sebeple, iyi huylu büyüme ameliyatı geçiren bir erkeğin dış kapsülü yerinde durduğu için, ilerleyen yıllarda o bölgede prostat kanseri gelişme riski, ameliyat olmamış bir erkekle tamamen aynıdır. Cerrahi işlem kanseri önlemez, sadece büyümenin yarattığı tıkanıklığı çözer. Bu hayati gerçekten dolayı, ameliyat olan hastaların iyileştikten sonra kontrolleri bırakmamaları, tıpkı ameliyat olmamış gibi her yıl düzenli olarak üroloji muayenesine gelmeleri ve kandan PSA testi yaptırarak kanser taramalarına devam etmeleri zorunludur.
Uzun vadede Açık Prostatektomi ameliyatının başarısı nasıldır?
Böylesine detaylı ve emek gerektiren bir cerrahi sürecin ardından hastaların elde ettiği sonuçlar, modern tıbbın sunduğu en yüz güldürücü başarılardan birini temsil eder. Açık yöntem anatomik doğası gereği tıkayıcı dokunun geride hiçbir kalıntı bırakılmadan çıkarılmasını sağladığı için son derece kökten bir çözümdür.
İyileşme süreci tamamlandığında, ameliyat öncesinde tuvalette dakikalarca bekleyen, ıkınarak ve damla damla idrar yapabilen hastaların idrar akım hızlarında muazzam bir artış gözlemlenir. Hastalar adeta gençlik yıllarındaki gibi rahat, tazyikli ve tek seferde mesaneyi boşaltabildikleri bir işeme düzenine kavuşurlar. Geceleri uykuyu bölen sık tuvalete gitme ihtiyacı ortadan kalktığı için uyku kaliteleri artar, enerjileri yerine gelir. Uzun yolculuklara çıkmaktan, sinemaya gitmekten veya sosyal ortamlara girmekten kaçınan hastalar, tuvalet arama korkusu olmadan hayatlarına geri dönerler. İçerideki doku bütünüyle temizlendiği için, yıllar sonra hastalığın tekrar nüksetme ve yeniden ameliyat masasına yatma ihtimali oldukça düşüktür. Doğru hasta seçimi ve özenli bir cerrahi teknikle uygulandığında, açık ameliyat sadece bir tıkanıklığı gidermekle kalmaz, kaybedilmiş olan yaşam kalitesini ve konforunu kalıcı bir şekilde hastaya geri verir.
