Penil Doppler Ultrasonografi, penis dokusunu besleyen atardamarların ve kanı geri taşıyan toplardamarların kan akım kapasitesini ses dalgaları yardımıyla anlık olarak ölçen radyasyonsuz bir tıbbi görüntüleme testidir. Temel işlevi, sertleşme sorununun (erektil disfonksiyon) kökeninde damarsal bir tıkanıklık, yapısal bir zayıflık veya venöz kaçak olup olmadığını kesin bir şekilde saptamaktır. Herhangi bir cerrahi kesi gerektirmeyen bu yöntemle, bölgenin detaylı damar haritası çıkarılarak kan akım hızları ve damar dirençleri objektif olarak değerlendirilir. Cinsel sağlık problemlerinin asıl kaynağını nokta atışıyla belirleyen bu teknoloji, hastaya en uygun, güvenilir ve kalıcı tedavi yol haritasının çizilmesinde kilit bir rol üstlenir.
Penil Doppler Ultrasonografi Nasıl Ortaya Çıkmıştır?
Erkeklerde sertleşme sorununun, yani tıbbi adıyla erektil disfonksiyonun değerlendirilmesi ve tedavisi, tıp tarihinde oldukça ilginç değişimlerden geçmiştir. Bin dokuz yüz altmışlı yıllara dönüp baktığımızda, tıp dünyasında bu problemin büyük oranda psikolojik kökenli olduğuna inanılırdı. O dönemlerde hastalar çoğunlukla psikiyatrik destek almaya yönlendirilir veya deneme yanılma yoluyla verilen çeşitli takviyelerle tedavi edilmeye çalışılırdı. Ancak bu yaklaşım altta yatan gerçek fiziksel sorunları göz ardı ettiği için çoğu zaman tatmin edici sonuçlar vermezdi. Bin dokuz yüz yetmişli yıllara gelindiğinde ise penisin kanlanma dinamiklerini inceleyen modern araştırmalar ivme kazandı ve bu durum tıpta yepyeni bir sayfa açtı.
Özellikle bin dokuz yüz yetmiş sekiz yılında yapılan bilimsel çalışmalar sağlıklı bir sertleşme sırasında kirli kanı boşaltan damarların akımının arttığını, ancak temiz kan getiren atardamarların çok daha yüksek bir basınçla çalışarak bu durumu dengelediğini gösterdi. Ülkemizde ise androloji adı verilen bu özel bilim dalının oturması ve standartlara kavuşması, bin dokuz yüz doksanlı yılların başında kurulan dernekler ve düzenlenen bilimsel kongreler sayesinde hız kazandı. Tüm bu bilimsel temeller, günümüzde sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin doğrudan nedene yönelik tedavi alabilmesinin önünü açtı. Penil Doppler Ultrasonografi de bu sürecin en değerli meyvelerinden biri olarak üroloji pratiğindeki yerini aldı.
Peniste Sertleşme İşlemi Vücutta Nasıl Gerçekleşir ve Penil Doppler Ultrasonografi Bunu Nasıl Ölçer?
Sertleşme mekanizmasının vücutta nasıl çalıştığını bilmek, yapılan bu ultrason incelemesinin amacını kavramak açısından oldukça faydalıdır. Penis, günlük hayatta gevşek durumdayken içerisindeki düz kaslar ve damar duvarları kasılmış haldedir. Bu dinlenme evresinde dokuya sadece canlılığını korumasına yetecek kadar, yani oldukça düşük miktarda kan gider.
Ancak cinsel uyarılma başladığında beyinden gelen sinyaller, penis içerisindeki süngerimsi dokunun düz kaslarında belirgin bir gevşemeye yol açar. Bu gevşeme, damar direncini düşürerek penise doğru hücum eden kan akımını hızlandırır. Klinik gözlemlere göre, uyarılma sonrasında penisin ana atardamarının çapı genişlemekte, kanın akım hızı artmakta ve taşınan kan hacmi dinlenme haline göre katlanarak çoğalmaktadır. İşte bu büyük damarsal değişimin dışarıdan hiçbir kesi yapılmadan, objektif ve izlenebilir bir şekilde ölçülmesi işlemi Penil Doppler Ultrasonografinin temel çalışma mantığıdır. Cihazın gönderdiği ses dalgaları, damar içindeki kan hücrelerine çarpıp geri dönerek hekime oradaki kanın hızını ve miktarını gösteren sayısal veriler sunar.
Penil Doppler Ultrasonografi Hangi Hastalıklarda ve Durumlarda İstenir?
Bu inceleme yöntemi, sadece klasik sertleşme sorunlarının değil üroloji pratiğinde karşılaşılan pek çok farklı klinik durumun anlaşılmasında oldukça yardımcıdır. Testin hekimler tarafından en sık istendiği başlıca durumlar şunlardır:
- Damarsal kaynaklı sertleşme sorunları
- Peyronie hastalığı
- Penis eğrilikleri
- Penis travmaları
- Uzamış sertleşme vakaları
- Penil protez ameliyatı öncesi değerlendirme
Bu maddeleri biraz detaylandırmak yerinde olacaktır. Özellikle ağızdan alınan sertleşme ilaçlarına yanıt vermeyen hastalarda, sorunun sadece strese bağlı mı yoksa damarsal bir tıkanıklıktan mı kaynaklandığını anlamak büyük önem taşır. Atardamar yetmezliği veya halk arasında venöz kaçak olarak bilinen toplardamar sızıntısının tespiti için bu test çok değerli bir tanı aracıdır. Bunun yanı sıra Peyronie hastalığı dediğimiz peniste kireçlenme ve şekil bozukluğu yaratan durumlarda, kıkırdaksı plakların yeri ve boyutu bu yöntemle haritalandırılır.
Penis bölgesine alınan ciddi darbelerde, içeride bir doku yırtılması veya kanama olup olmadığına yine bu ultrasonla bakılır. Ayrıca priapizm adı verilen ve dört saati aşan ağrılı uzun süreli sertleşme vakalarında, durumun dokuya zarar veren acil bir tıkanıklık mı yoksa daha farklı bir sorun mu olduğunu ayırt etmek için yine bu teste başvurulur. Son olarak tüm tedavilere dirençli olan ve penil protez ameliyatı planlanan hastalarda, dokudaki damarsal hasarın durumu ameliyat öncesinde bu yöntemle incelenerek belgelenir.
Penil Doppler Ultrasonografi Öncesinde Hastaların Nelere Dikkat Etmesi Gerekir?
Oldukça hassas bir ölçüm olan bu inceleme, hastanın stres seviyesinden, kaygılarından ve vücudunun o anki reflekslerinden doğrudan etkilenebilir. İşlemden en doğru sonucun alınabilmesi için muayene öncesi hastaların bazı hazırlık kurallarına uyması beklenir. Hastalardan istenen temel hazırlıklar şunlardır:
- Duş alınması
- Genital bölge temizliğinin yapılması
- Hafif bir öğün tüketilmesi
- Rahat kıyafetler tercih edilmesi
- Düzenli kullanılan ilaçların hekime bildirilmesi
Bu hazırlıkların her birinin önemli bir nedeni vardır. İşlem öncesinde duş alınması ve genel temizliğin yapılması, test sırasında uygulanacak ufak iğne işlemi için enfeksiyon riskini en aza indirmek adına gereklidir. Hastaların randevuya çok aç veya çok tok değil hafif bir şeyler atıştırarak gelmeleri tercih edilir. İşlem sonrasında peniste geçici bir hassasiyet veya hafif bir sertlik kalabileceği için dar iç çamaşırları veya sıkı pantolonlar yerine, hastayı sıkmayacak bol kıyafetlerin giyilmesi rahatlık sağlar.
Kullanılan ilaçlar konusu ise hazırlığın en kritik noktalarından biridir. Hastanın tansiyon, şeker veya kolesterol gibi hastalıklar için kullandığı rutin ilaçlarını muayene günü normal saatinde alması istenir. Ancak test sırasında ince bir iğne kullanılacağı için morarma riskini azaltmak adına, aspirin gibi kan sulandırıcı ilaçlar kullanan hastaların, işlemi yapacak hekimle önceden görüşerek bu ilaçları uygun bir süre öncesinden kesmesi veya değiştirmesi gerekebilir.
Penil Doppler Ultrasonografi İçin Muayene Odası Nasıl Olmalıdır ve Neden Önemlidir?
Bir erkeğin en hassas bölgesinden iğneli bir inceleme yaptıracak olması son derece doğal olarak stres ve kaygı yaratır. Bu korku, vücutta adrenalin hormonunun salgılanmasına neden olur. Adrenalin ise penis damarlarındaki kasların gevşemesini engelleyerek testin sonucunu olumsuz yönde etkileyebilir. Hasta aslında sağlıklı olsa bile, sırf heyecanlandığı için sanki ciddi bir damar sorunu varmış gibi yanıltıcı bir sonuç ortaya çıkabilir. Bu durumu önlemek için muayene odasının koşullarına çok dikkat edilir.
Muayene odası genellikle sessiz, mahremiyeti yüksek ve dışarıdan izinsiz girişlere kapalı bir alandır. Işıklandırma loş tutulur ve oda sıcaklığı hastayı rahatsız etmeyecek bir seviyede ayarlanır. İçeride kalabalık olmaz, genellikle işlemi gerçekleştirecek hekim ve gerekiyorsa sadece bir asistan bulunur. Hastanın heyecanını yenmesi ve vücudunun doğal sertleşme sürecine girebilmesi için işlem sırasında bazen tablet bilgisayarlar aracılığıyla görsel içerikler sunulabilir. Bu yaklaşım beyindeki stres hormonlarını baskılayarak testin doğruluk payını oldukça artırır. İşleme başlamadan önce, hastaya uygulanacak ilacın dozu ve olası etkileri detaylıca anlatılır ve bilgilendirme formları okunarak süreç şeffaf bir şekilde yönetilir.
Penil Doppler Ultrasonografi İşlemi Sırasında Hangi Adımlar İzlenmektedir?
Test aşamasına gelindiğinde hasta rahat bir şekilde sırtüstü uzanarak muayene masasına yatırılır. Kullanılan ultrason cihazı, yüzeyel dokuları yüksek kalitede gösteren özel bir başlığa sahiptir. İşlem sırasında sırasıyla uygulanan adımlar şunlardır:
- İlaçsız temel inceleme
- İğne ile ilaç uygulaması
- Belirli aralıklarla yapılan ölçümler
- Gerekli durumlarda ek doz uygulaması
Şimdi bu adımların nasıl gerçekleştiğine yakından bakalım. İlk aşama, henüz hiçbir ilaç verilmeden yapılan temel doku incelemesidir. Penis gevşek haldeyken dokunun yapısı, kılıfın kalınlığı, kireçlenme olup olmadığı kontrol edilir ve damarların başlangıç çapları ölçülür. İkinci aşamada, bölge özel solüsyonlarla temizlendikten sonra, penisin yan kısmından hissedilmesi oldukça güç, saç teli kalınlığında ince uçlu bir iğneyle dokunun içine damarları genişletici özel bir ilaç verilir. İlacın her yere eşit dağılması için kısa bir süre masaj yapılır ve ilacın etki etmesi beklenir.
Üçüncü aşamada, ilacın verilmesinden sonraki beşinci, onuncu, on beşinci ve yirminci dakikalarda ultrason probu ile kan akım hızları ölçülür. Cihazın açısı doğru ayarlanarak atardamarlardaki en yüksek akım hızı ve damarların gösterdiği direnç kayıt altına alınır. Bazı durumlarda hastanın yoğun heyecanı nedeniyle ilk doz ilaç tam bir damar genişlemesi sağlamaya yetmeyebilir. Böyle bir durumda yanlış bir tanı koymamak için “redosing” olarak bilinen ek ilaç dozu uygulamasına geçilir. Bu sayede stres kaynaklı kasılmalar aşılarak hastanın gerçek damar kapasitesi ortaya çıkarılır.
Penil Doppler Ultrasonografi İle Elde Edilen Kan Akım Hızları Ne İfade Etmektedir?
Test tamamlandıktan sonra ortaya çıkan sayısal veriler, hastanın yaşadığı şikayetlerle birlikte değerlendirildiğinde anlamlı bir tablo oluşturur. İlaç verildikten sonra atardamarda ölçülen kan akım hızının saniyede otuz beş santimetrenin üzerinde olması, kişinin atardamar sisteminin oldukça sağlıklı çalıştığını gösterir. Bu değerin yirmi beş ile otuz santimetre arasında olması hafif bir zayıflamanın başladığına, yirmi beş santimetrenin altında olması ise penise yeterli kanın gidemediğine, yani belirgin bir atardamar yetmezliğine işaret eder.
Toplardamar sisteminin yeterliliğini anlamak için ise kanın geri kaçış hızına bakılır. İlacın etkisiyle penis maksimum dolgunluğa ulaştığında, içerideki basıncın kirli kanı dışarı taşıyan yolları sıkıştırıp kapatması beklenir. Eğer temiz kanı getiren damarlar iyi çalışıyor ama kanı geri götüren damarlardaki hız saniyede beş santimetrenin altına düşmüyorsa, içeride biriken kan dokuda tutulamıyor demektir. Bu duruma venöz kaçak adı verilir. Durumu basitçe örneklendirmek gerekirse; bir balonun içine güçlü bir şekilde hava üflediğinizi, ancak balonun altındaki küçük bir delikten havanın sürekli kaçması nedeniyle balonun bir türlü istenen gerginliğe ulaşamadığını düşünebilirsiniz. İşte venöz kaçak problemi buna benzer bir mekanizmayla işler.
Sertleşme Kalitesi İle Penil Doppler Ultrasonografi Sonuçları Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?
Sadece cihazın gösterdiği hızlar değil işlem sırasında penis dokusunun ulaştığı sertleşme durumu da hekim tarafından değerlendirilir. Bu fiziksel durum genellikle dört farklı seviyede derecelendirilir. Klinik değerlendirmede kullanılan temel sertleşme dereceleri şunlardır:
- Sıfırıncı derece
- Birinci derece
- İkinci derece
- Üçüncü derece
- Dördüncü derece
Bu derecelendirmelerin her biri genellikle farklı bir damarsal tabloya işaret eder. Sıfırıncı derecede, ilaca rağmen peniste gözle görülür bir büyüme veya sertleşme olmaz; bu durum genellikle çok ileri seviye atardamar yetmezliklerinde izlenir. Birinci derecede penis hacim olarak büyür ve uzar ancak dokunulduğunda bir sertlik hissi vermez. İkinci derece sertleşmede dokuda bir miktar sertlik vardır fakat bu durum cinsel birleşme için yeterli fiziksel direnci sağlayamaz. Bu gruptaki hastalarda genellikle atardamar ve toplardamar sorunları bir arada görülür.
Üçüncü derece sertleşmede ise doku cinsel birleşme için yeterince sertleşmiş görünse de o tam gergin ve esnemez yapısına ulaşamamıştır. Bu tablo çoğunlukla venöz kaçak dediğimiz kanı tutamama durumu olan hastalarda sıkça karşılaşılan bir durumdur; kan dokuya gelir ancak yüksek basınç sağlanamadan dışarı sızar. Dördüncü derece ise penisin oldukça sert ve gergin olduğu, sağlıklı bir damar sistemini yansıtan ideal durumdur. Bu seviyeye ulaşan hastalarda damar hızları genellikle beklenen normal sınırlar içerisindedir.
Diyabet Hastalığı Damar Yapısını Nasıl Etkiler ve Penil Doppler Ultrasonografi İle Nasıl Anlaşılır?
Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, zaman içerisinde vücuttaki pek çok ince damara zarar verebildiği gibi penisin süngerimsi dokusuna ve damarların iç yüzeyine de olumsuz etkiler yapabilir. Kan şekerinin uzun yıllar boyunca yüksek ve kontrolsüz seyretmesi, damar duvarlarında yapısal bozulmalara ve dokuyu gevşeten sinir uçlarında tahribatlara yol açar.
Diyabet geçmişi olan hastalara uygulanan Doppler ultrasonografi incelemelerinde, genellikle damar duvarlarındaki bu yorgunluk ve hasar net bir şekilde görülür. Şeker hastalarında özellikle kanı içeride tutmaya yarayan mekanizmanın bozulduğu venöz kaçak tablosuna ve atardamar zayıflıklarına daha sık rastlanır. İleri derece diyabetik hastalarda, kanı taşıyan atardamarlar o kadar daralmış olabilir ki verilen ilaca rağmen beklenen sertleşme derecelerine ulaşılamayabilir. Bu nedenle şeker hastalığının penis damarları üzerindeki sinsi etkisini geri dönüşü zor bir noktaya gelmeden önce bu ultrason yöntemi ile tespit etmek, hastanın hayat kalitesi için büyük bir önem taşır.
Penil Doppler Ultrasonografi İşlemi Sonrasında Ne Tür Yan Etkiler Görülebilir?
Penise ince bir iğne ile ilaç uygulanan bu tür tanısal işlemlerde, bazı yönetilebilir ve geçici yan etkilerle karşılaşılması muhtemeldir. Üroloji kliniklerinde bu durumlar için gerekli önlemler her zaman alınmış durumdadır. Test sonrasında karşılaşılabilecek olası durumlar şunlardır:
- Uzamış sertleşme
- İğne yerinde morarma
- Hafif ağrı
- Geçici yanma hissi
Bu durumların yönetimi tıbbi açıdan genellikle zor değildir. En sık dikkat edilen durum olan uzamış sertleşme (priapizm), işlemin ardından sertliğin üç veya dört saati geçmesine rağmen kendiliğinden sonlanmamasıdır. Özellikle genç hastalarda ve damarları sağlıklı olan kişilerde daha sık görülebilir. Eğer böyle bir durum gelişirse, hekim tarafından penise uygulanacak basit bir müdahale ve farklı bir ilaçla bu durum güvenle normale döndürülür. Hastalara işlemden sonraki yirmi otuz dakikayı klinikte geçirmeleri ve o gün için cinsel ilişkiden uzak durmaları tavsiye edilir.
Diğer yan etkiler daha hafif seyreder. İğne giriş yerine bağlı ufak morarmalar veya kan toplanmaları görülebilir. İşlem bitiminde o bölgeye birkaç dakika baskı uygulamak bu durumu büyük oranda engeller. Kullanılan ilaçların doğası gereği hastaların bir kısmında test sırasında veya sonrasında hafif bir sızlama ya da yanma hissi olabilir. Bu durum genellikle kısa sürelidir ve basit ağrı kesicilerle kolayca yatıştırılabilir.
Penil Doppler Ultrasonografi Test Sonuçlarına Göre Hangi Tedavi Yöntemlerine Karar Verilmektedir?
İncelemeden elde edilen detaylı veriler, hastanın yaşadığı sorunun temelinde ne yattığını gösterdiği için uygulanacak tedavi yol haritasının belirlenmesinde oldukça yol göstericidir. Hastanın ultrason verilerine ve şikayetlerine göre tercih edilen ana tedavi seçenekleri şunlardır:
- Ağızdan alınan ilaçlar
- Şok dalga tedavisi
- İğne tedavisi
- Penil protez ameliyatı
Eğer test sonucunda damar sistemi genel olarak normal sınırlarda çıkarsa veya çok hafif bir zayıflık saptanırsa, genellikle ilk tercih ağızdan alınan hap tedavileri olur. Bu ilaçlar, ihtiyaç halinde veya düşük dozlarda her gün kullanılarak kan akımını destekler. Hafif veya orta dereceli bir damar tembelliği varsa, penise dışarıdan uygulanan düşük yoğunluklu şok dalga tedavisi (ESWT) tercih edilebilir. Bu cihaz, ses dalgaları yardımıyla bölgede yeni kılcal damar oluşumunu uyararak kalıcı bir düzelme sağlamayı hedefler.
Ağızdan alınan ilaçlardan fayda görmeyen veya farklı sağlık sorunları nedeniyle bu hapları kullanamayan hastalarda ise kendi kendine iğne tedavisi seçeneğine geçilebilir. Hastaya poliklinik şartlarında özel bir eğitim verilerek, cinsellikten kısa bir süre önce kendi kendine ince uçlu bir iğne ile ilaç uygulaması öğretilir. Dozu doğru ayarlandığında etkinliği oldukça yüksek bir yöntemdir. Tüm bu ameliyatsız seçeneklerin yetersiz kaldığı ağır damar hasarlarında ise cerrahi seçenekler gündeme gelir.
Penil Doppler Ultrasonografi Sonrası Önerilen Penil Protez Çeşitleri Nelerdir?
Ultrason testinde ileri derece atardamar yetmezliği veya ciddi venöz kaçak saptanan, diğer tedavi yöntemlerinden de fayda göremeyen hastalarda cerrahi yolla penil protez takılması güvenilir bir seçenektir. Halk arasında mutluluk çubuğu olarak da bilinen bu protezler, teknolojinin ilerlemesiyle hastanın anatomisine uyum sağlayacak şekilde çeşitlenmiştir. Günümüzde tercih edilebilecek protez çeşitleri şunlardır:
- Bükülebilir protezler
- İki parçalı şişirilebilir protezler
- Üç parçalı şişirilebilir protezler
Bu protezlerin kendilerine göre farklı kullanım şekilleri ve özellikleri bulunur. Bükülebilir, yani yarı sert protezler, penisin içerisine yerleştirilen ve içerisindeki özel teller sayesinde elle yön verilebilen çubuklardır. Ameliyatının daha kısa sürmesi ve mekanik bozulma ihtimalinin olmaması avantajları arasındadır. Ancak penisin sürekli belirli bir sertlik formunda kalması, bazı hastalar için kıyafet seçiminde alışma süreci gerektirebilir.
İki parçalı şişirilebilir sistemler, penise yerleştirilen silindirler ve testis torbasına gizlenen bir pompadan oluşur. Kullanımı kolaydır ve karın içine ek bir parça yerleştirilmesini gerektirmez. Üç parçalı şişirilebilir protezler ise bu alanın en gelişmiş cihazları olarak kabul edilir. Penisteki silindirlere ve testis torbasındaki pompaya ek olarak karın zarı arkasına gizlenen sıvı dolu bir depo içerir. Hasta dilediği zaman pompayı sıkarak penisin doğal bir şekilde sertleşmesini sağlar, işi bittiğinde ise tek bir dokunuşla sistemi indirerek penisin tekrar doğal yumuşaklığına dönmesini gerçekleştirir.
Bu protez cerrahileri, özel enfeksiyon önleyici kaplamalar sayesinde güvenle uygulanmakta ve hastanın cinsel istek, dokunma veya boşalma hislerinde herhangi bir kayba yol açmamaktadır.
Sıkça sorulan sorular
Penil Doppler Ultrasonografi, penisin damar yapısını ve kan akışını değerlendirmek için kullanılan görüntüleme yöntemidir. Özellikle sertleşme sorununun nedenini araştırmak ve damar kaynaklı bozuklukları belirlemek amacıyla uygulanır.
Sertleşme sorunu yaşayan, penis eğriliği bulunan, penis travması geçiren veya damar yapısının değerlendirilmesi gereken hastalarda Penil Doppler Ultrasonografi üroloji uzmanı tarafından istenebilir.
İşlem sırasında ultrason probu ile penis damarları değerlendirilir. Gerekli durumlarda ereksiyon oluşturmak amacıyla penise ilaç uygulanabilir ve ardından kan akımı Doppler ultrasonografi ile ayrıntılı olarak incelenir.
Çoğu durumda özel bir hazırlık gerekmez. Ancak kullanılan ilaçlar, mevcut hastalıklar ve kan sulandırıcı tedaviler hakkında doktora bilgi verilmelidir. İşlem öncesinde hekim gerekli bilgilendirmeyi yapacaktır.
Ultrason incelemesi ağrısızdır. Ereksiyon oluşturmak amacıyla ilaç enjeksiyonu uygulanması gereken durumlarda hafif bir batma hissi oluşabilir. İşlem genel olarak iyi tolere edilir ve kısa sürede tamamlanır.
Bu yöntem; erektil disfonksiyon, Peyronie hastalığı, penis travmaları, damar yetmezlikleri ve bazı doğumsal veya edinilmiş penil damar bozukluklarının değerlendirilmesinde önemli bilgiler sağlayabilir.
İşlem sonrası genellikle kişi günlük yaşamına dönebilir. Ancak ilaç enjeksiyonu uygulanmışsa uzun süren ereksiyon, şiddetli ağrı veya belirgin şişlik gelişmesi durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
İncelemede penis atardamar ve toplardamar kan akımı ölçülür. Sonuçlar hastanın şikâyetleri, fizik muayenesi ve diğer testlerle birlikte değerlendirilerek uygun tedavi planı oluşturulur.
Hayır. Penil Doppler Ultrasonografi önemli bilgiler sağlasa da kesin tanı için tıbbi öykü, fizik muayene, laboratuvar testleri ve gerektiğinde diğer görüntüleme yöntemleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Sertleşme sorunu, penis eğriliği, penis travması veya penil damar hastalığı şüphesi bulunan kişilerin değerlendirme ve Penil Doppler Ultrasonografi planlaması için üroloji veya androloji uzmanına başvurması önerilir.

1979 Ankara doğumlu Prof. Dr. Berkan Reşorlu, tıp eğitimini 1997-2003 yılları arasında Ankara Üniversitesi’nde, üroloji uzmanlığını ise 2003-2008 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır. Akademik olarak 2013 yılında doçent, 2022 yılında profesör ünvanı almıştır.
Endoskopik taş cerrahisi alanında geniş serili çalışmalara imza atmış, 1 yaş altı çocuklarda uygulanan cerrahileri literatüre kazandırmış, taş skorlama sistemi ve deneysel cerrahi modelleriyle uluslararası alanda kabul görmüştür.
