İdrar tahlili, böbreklerden başlayıp mesaneye kadar uzanan boşaltım sisteminin genel sağlığını değerlendirmek amacıyla vücuttan atılan sıvının laboratuvar ortamında incelenmesi işlemidir. Tam idrar tahlili ise genital hijyen sağlandıktan sonra steril bir kaba alınan orta akım idrar örneğinin fiziksel, kimyasal ve mikroskobik olmak üzere üç temel aşamada analiz edilmesiyle yapılır. Vücudun iç dengesindeki en ufak hücresel veya kimyasal değişimler, saatler içinde bu sıvıya yansıyarak sağlığımız hakkında kritik ipuçları verir. Hastalıkların henüz belirgin şikayetler yaratmadan hücresel düzeyde saptanmasını sağlayan bu yöntem doğru teşhis ve güvenilir iyileşme planlamasının ilk ve en önemli adımıdır.

Tam İdrar Tahlili Nedir?

Boşaltım sistemi, kanı süzerek atık maddeleri ayıran ve bu atıkları vücut dışına taşıyan bir tesisat gibi düşünülebilir. Bu sistemin sağlıklı çalışması, bütün vücut sağlığı için kritik bir öneme sahiptir. Boşaltım sistemi hattı boyunca sıvıların geçtiği temel yapılar şunlardır:

  • Böbrekler
  • Üreterler
  • Mesane
  • Üretra

İdrar, böbreklerden başlayıp mesanede depolanana ve oradan üretraya geçerek vücut dışına atılana kadar bu yapıların tamamıyla temas eder. Bu temas sırasında, yollarda var olabilecek iltihaplanmalar, kum dökme süreçleri, küçük tümöral oluşumlar veya enfeksiyonlar idrarın yapısına hücresel düzeyde izler bırakır. Tam idrar tahlili, bu izleri arayan bir dedektif gibi çalışır. Elde edilen bulgular sayesinde, hastaların gereksiz yere ağır ilaçlar kullanmasının önüne geçilmesi hedeflenir. Ayrıca ihtiyaç duyulan durumlarda, daha ileri görüntüleme veya kamera ile inceleme yöntemlerine doğru zamanda yönlendirme yapılması sağlanır.

Tam İdrar Tahlili Öncesinde Hastaların Aç Kalması Gerekir mi?

Gündelik yaşamda hastaneye gidildiğinde genellikle kan testleri için açlık gerektiği düşünülür. Ancak rutin bir idrar analizi için aç kalmaya çoğunlukla gerek duyulmaz. Günün herhangi bir saatinde tokluk veya açlık durumundan bağımsız olarak örnek vermek mümkündür. Asıl dikkat edilmesi gereken konu, kişinin günlük rutinde kullandığı dışarıdan alınan maddelerdir. Testten önce hekime bildirilmesi gereken başlıca maddeler şunlardır:

  • İlaçlar
  • Vitaminler
  • Bitkisel takviyeler

Özellikle yüksek dozlarda alınan C vitamini gibi takviyeler, laboratuvardaki kimyasal test çubuklarının çalışma sistemini etkileyerek, sanki hiçbir sorun yokmuş gibi sonuçlar çıkmasına neden olabilir. Bunun yanı sıra toplanan sıvının laboratuvarda ne kadar sürede incelendiği de çok önemlidir. Oda sıcaklığında bekleyen bir örnekte hücreler hızla parçalanabilir ve var olan bakteriler hızla çoğalabilir. Bu nedenle örneğin en geç yarım saat ile iki saat arasında incelenmesi, eğer bu mümkün değilse buzdolabı sıcaklığında korunması büyük önem taşır.

Doğru Bir Tam İdrar Tahlili İçin Örnek Nasıl Verilmelidir?

Tahlil sonuçlarının güvenilirliği, örneğin ne kadar temiz ve doğru kurallarla toplandığına çok bağlıdır. Dışarıdan bulaşan toz, ter veya cilt florasındaki bakteriler, tahlilde sanki idrar yollarında bir enfeksiyon varmış gibi yanlış bir görüntü yaratabilir. Bu sebeple orta akım yöntemi adı verilen bir tekniğin kullanılması genellikle tavsiye edilir.

Bu işlem öncesinde ellerin su ve sabunla yıkanması, ardından genital bölgenin yine sadece sabunlu suyla hafifçe temizlenmesi önerilir. Kesinlikle antiseptik sıvılar veya dezenfektanlar kullanılmamalıdır. Çünkü bu maddeler kaba bulaştığında, laboratuvarda incelenecek olan gerçek bakterilerin üremesini durdurarak, aslında var olan bir enfeksiyonun gizlenmesine yol açabilir. Temizlikten sonra idrarın ilk kısmı tuvalete yapılır, böylece kanal ağzındaki doğal bakteriler temizlenmiş olur. Hemen ardından idrar akışı kesilmeden orta kısım laboratuvarın verdiği temiz kaba alınır ve kalan idrar yine tuvalete yapılır. Az bir miktar sıvı, laboratuvar incelemesi için çoğu zaman yeterli olur.

Yirmi Dört Saatlik Tam İdrar Tahlili Toplama Süreci Nasıl İşler?

Böbreklerin süzme kapasitesini net bir şekilde görmek, vücuttan kaçan protein miktarını ölçmek veya böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlayan minerallerin yoğunluğunu tespit etmek için anlık bir tahlil bazen yeterli olmaz. Bu tür durumlarda, tüm gün boyunca üretilen idrarın biriktirildiği daha kapsamlı bir toplama sürecine başvurulur.

Bu süreçte ilk olarak toplamanın başlayacağı gün sabah kalkıldığında ilk idrar tuvalete yapılarak mesane tamamen boşaltılır. İşte bu dakikadan itibaren ertesi gün aynı saate kadar gelen tüm idrar, karanlık ve serin tutulan büyük bir toplama kabında biriktirilir. Ertesi sabahki ilk idrar da bu kaba eklendiğinde süreç tamamlanır. Toplama süreci boyunca dikkat edilmesi ve uzak durulması gereken bazı durumlar şunlardır:

  • Ağır egzersizler
  • Alkol tüketimi
  • Çikolata
  • Muz
  • Vanilya

Bazı özel hormon ve asit testleri yapılacağı zaman, bu gıdalardaki moleküller test sonuçlarını bozabileceği için hastaların özel bir diyet uygulaması istenebilir. Ayrıca bu yirmi dört saatlik süre zarfında bol sıvı alımına devam edilmesi önerilir.

Bebeklerde ve Sonda Takan Hastalarda Tam İdrar Tahlili Örneği Nasıl Alınır?

Kendi kendine tuvalet ihtiyacını gideremeyen bebeklerde örnek almak özen gerektirir. Bebeklerin anatomisine uygun olarak tasarlanmış, yapışkanlı ve steril plastik torbalar kullanılır. Ancak bu torbaların vücutta yarım saatten fazla kalmaması gerekir. Aksi takdirde vücut ısısı yüzünden torbadaki sıvı bozulmaya başlar. Eğer bu sürede idrar gelmezse torbanın yenisiyle değiştirilmesi, torbaya dışkı bulaşması durumunda ise işlemin hemen baştan yapılması büyük önem taşır.

Yatağa bağımlı veya ameliyatlı olup sonda kullanan hastalarda ise örnek asla idrarın biriktiği büyük torbadan alınmaz. Saatlerce oda sıcaklığında bekleyen o torba, bakterilerin çoğalması için uygun bir ortama dönüşmüştür. İşlem genellikle, sondanın hortumu üzerindeki özel bir alanın temizlenip mandallanması ve burada biriken taze idrarın temiz bir enjektör ile çekilmesi şeklinde yapılır. Yenidoğan bebeklerde ise bazen doğrudan ultrason yardımıyla karnın altından mesaneye ince bir iğne ile girilerek sıvı çekilmesi en güvenli yol olarak görülebilir.

Tam İdrar Tahlili Sırasında Gözlemlenen Fiziksel Değişimler Neleri Gösterir?

Tahlilin ilk aşaması, laboratuvar ortamında toplanan örneğin çıplak gözle incelenmesidir. Sağlıklı koşullarda sıvının rengi, içilen su miktarına bağlı olarak açık sarı ile kehribar rengi arasında bir ton alır ve tamamen berraktır. Ancak bazı durumlarda bu görünümde değişiklikler fark edilebilir. Laboratuvarda karşılaşılan anormal idrar renkleri şunlardır:

  • Kırmızı
  • Pembe
  • Koyu kahverengi
  • Mavi
  • Yeşil

Kırmızı veya pembe renk, genellikle yollarda bir kanama olabileceğini düşündürür. Ancak pancar veya kırmızı orman meyvelerinin yoğun tüketilmesi ya da bazı antibiyotiklerin kullanımı da sıvıyı bu renge boyayabilir. Koyu kahverengi görünüm genellikle karaciğer sorunlarıyla veya eski bir kanamayla ilişkili olabilir. Mavi ve yeşil renkler ise çoğunlukla özel bakteri türlerinin yol açtığı enfeksiyonlarda veya bazı tıbbi boyaların kullanımında karşımıza çıkar. Sıvının berraklığını yitirip bulanık bir hal alması da içeride yoğun hücre, kristal veya bakteri bulunduğuna işaret edebilir. Ayrıca taze meyve veya aseton benzeri güçlü bir koku diyabetik süreçlerle ilgili ipuçları verebilirken, ağır kokular enfeksiyon şüphesini artırır.

Kimyasal Tam İdrar Tahlili Analizinde Hangi Değerler İncelenir?

Fiziksel incelemenin ardından, özel kağıt çubukların idrara batırılmasıyla gerçekleştirilen kimyasal analiz aşamasına geçilir. Bu çubuklar üzerindeki farklı alanlar, saniyeler içinde renk değiştirerek sıvıdaki maddelerin yoğunluğu hakkında çok değerli veriler sunar. Bu analizde değerlendirilen başlıca kimyasal parametreler şunlardır:

  • Asitlik derecesi
  • Özgül ağırlık
  • Protein
  • Glikoz
  • Keton
  • Bilirubin
  • Nitrit
  • Lökosit esteraz

Asitlik derecesinin çok düşük olması böbreklerde ürik asit taşı oluşma riskini artırabilirken, çok yüksek olması bazı enfeksiyon taşlarına eğilimi gösterebilir. Özgül ağırlık sıvının ne kadar yoğun olduğunu belirtir; susuz kalındığında bu değerin yükselmesi beklenir. Sağlıklı bir bedende proteinin idrara geçmemesi gerekir; eğer geçiyorsa böbrek süzgeçlerinde bir tahribat olduğu düşünülebilir. Kan şekeri belli bir seviyenin üzerine çıktığında ise böbrekler şekeri tutamaz ve idrarda glikoz görülmeye başlar. Nitrit ve lökosit esteraz maddelerinin pozitif çıkması ise çoğunlukla içeride bakteriyel bir hareketliliğin ve iltihabi bir yanıtın bulunduğuna işaret eder.

Tam İdrar Tahlili Sonuçlarının Yanlış Yorumlanmasına Neler Sebep Olabilir?

Kimyasal çubuklar çok faydalı araçlar olsalar da kişilerin tüketim alışkanlıklarına ve vücut sıvı dengelerine bağlı olarak bazen yanıltıcı sonuçlar verebilirler. Bu testlerin kimyasal tepkimelerini bozarak doğru teşhisi zorlaştırabilen başlıca dış faktörler şunlardır:

  • Yüksek doz C vitamini
  • Aşırı su tüketimi
  • Çeşitli antibiyotikler
  • İdrar koruyucu maddeler

Özellikle bağışıklığı desteklemek amacıyla alınan yüksek dozdaki C vitamini, kimyasal çubuğun çalışma sistemini engelleyebilir. Bu durumda kişinin idrar yollarında bir iltihap veya kanama olsa bile test sonucu tamamen temiz çıkabilir. Benzer şekilde tahlil vermeden hemen önce aşırı miktarda su içilmesi idrarı çok fazla seyrelteceği için, iltihap hücreleri parçalanarak gözden kaçabilir. Kullanılan bazı güçlü antibiyotikler de tahlil çubuklarıyla etkileşime girerek sanki bir enfeksiyon varmış gibi yalancı bir pozitiflik yaratabilir. Bu sebeple sonuçlar her zaman hastanın yaşam öyküsüyle birlikte değerlendirilir.

Tam İdrar Tahlili Mikroskobik İncelemesinde Neler Araştırılır?

İdrar testinin en kritik doğrulama aşaması, mikroskop altında yapılan çok detaylı hücresel incelemedir. Toplanan sıvı, yüksek hızla dönen santrifüj cihazlarına konularak içindeki tüm ağırlıklı yapıların tüpün dibine çökmesi sağlanır. Çöken bu tortu, mikroskop camına yayılarak devasa bir oranda büyütülür ve incelenir. Mikroskop altında incelenen ve hastalıklar hakkında bilgi veren temel yapılar şunlardır:

  • Lökositler
  • Eritrositler
  • Silendirler
  • Kristaller
  • Bakteriler

Lökosit adı verilen savunma hücrelerinin belli bir sayının üzerinde görülmesi, bölgede aktif bir iltihapla mücadele edildiğini gösterir. Silendirler ise böbrek kanallarının şeklini almış protein kalıplarıdır; ağır bir spordan sonra da ortaya çıkabilirler ancak bazen önemli böbrek rahatsızlıklarının habercisi olabilirler. Kristallerin mikroskoptaki şekilleri, kişinin ileride ne tür bir böbrek taşı oluşturabileceği konusunda çok net fikirler verir. Bakterilerin doğrudan gözlemlenmesi ise kimyasal testleri destekleyen güçlü bir enfeksiyon kanıtıdır.

Tam İdrar Tahlili Sonucunda Kan Saptanırsa Hangi Yollara Başvurulur?

Mikroskop altında yapılan incelemede, her bir bakış alanında bir iki adet kırmızı kan hücresi görülmesi olağan bir durum olarak karşılanabilir. Ancak bu sayının sürekli yüksek olması, idrar yollarında bir yerlerden sıvıya kan sızdığını gösterir. Bu kanın doğrudan böbreklerin içinden mi, yoksa böbrek sonrası yollardan mı geldiğini anlamak için hücrelerin dış görünümlerine bakılır.

Eğer kırmızı kan hücreleri, böbreğin süzgeçlerinden geçerken zorlanmış, basınç altında ezilmiş ve şekillerini kaybederek dikensi bir hal almışlarsa, bu durum çoğunlukla nefrolojik yani doğrudan böbrek dokusunu ilgilendiren hastalıklara işaret eder. Ancak kan hücreleri yuvarlaklıklarını, pürüzsüz yüzeylerini ve sağlamlıklarını koruyorlarsa, kanamanın muhtemelen böbrekten sonraki taşlardan, prostat büyümesinden, mesane enfeksiyonlarından veya kanal içerisindeki oluşumlardan kaynaklandığı düşünülür. Bu tür durumlarda ultrason veya daha ileri ürolojik değerlendirmeler yapılarak sorunun asıl kaynağı bulunmaya çalışılır.

Tam İdrar Tahlili Sonrasında İdrar Kültürüne Ne Zaman İhtiyaç Duyulur?

Tahlil sonucunda yoğun iltihap, kimyasal nitrit varlığı ve mikroskobik bakteri görülmesi durumunda, içerideki davetsiz misafirin kimliğini tespit etmek için idrar kültürü adı verilen teste başvurulur. Bu testte, idrar örneği laboratuvarda bakterilerin kolayca büyüyebileceği özel besinli kaplara ekilir ve beklemeye alınır.

Eğer sıvıda bakteri varsa, bu kaplarda çoğalmaya başlarlar. Böylece bakterinin hangi aileden olduğu ve sayısının ne kadar olduğu belirlenir. Daha da önemlisi, büyüyen bu bakterilerin hangi antibiyotiklere karşı dirençli, hangilerine karşı zayıf olduğunu bulmak için ek bir duyarlılık testi yapılır. Bazen hiçbir şikayeti olmayan kişilerin kültür testlerinde de yüksek miktarda bakteri üreyebilir. Bu duruma genel olarak müdahale edilmez ancak hamile kadınlar veya yakın zamanda idrar yollarından cerrahi bir işlem geçirecek olan hastalar bu kuralın istisnaları arasında yer alır.

Tam İdrar Tahlili ile Saptanan Enfeksiyonlar Nasıl Tedavi Edilir?

Boşaltım sistemi enfeksiyonları, yayıldıkları bölgeye göre farklılık gösterir. Çoğunlukla mesane seviyesinde kalan daha hafif seyirli durumlara sistit adı verilirken, böbreklere kadar ilerleyen ve ateş yapan tablolara piyelonefrit denir. Kadınların anatomik yapısında idrar kanalının daha kısa olması, bakterilerin mesaneye çok daha kolay ulaşmasına neden olduğu için, bu tür rahatsızlıklar kadınlarda daha sık görülür. Sağlıklı bir erkekte enfeksiyon görülmesi ise genellikle altta yatan başka bir anatomik nedene bağlı olabilir.

Tedavi sürecinde genellikle kültür testinin sonuçları çıkana dek, kişinin ağrılarını ve yanmalarını hafifletmek, enfeksiyonun daha da yayılmasını durdurmak amacıyla geniş spektrumlu ilaçlar kullanılabilir. Ancak laboratuvardan gelen sonuçlarla bakterinin kimliği ve zayıf noktası anlaşıldığında, nokta atışı yapan daha hedefe yönelik ilaçlara geçilir. Basit rahatsızlıklarda kısa süreli kullanımlar rahatlama sağlarken, üst yollara sıçramış ateşli durumlarda sürecin birkaç haftaya kadar uzatılması gerekebilir.

Erkeklerde Tam İdrar Tahlili Sonuçları Prostat Hastalıkları Hakkında Bilgi Verir mi?

Erkek hastalarda yapılan analizlerde karşılaşılan iltihap hücreleri veya mikroskobik düzeydeki kanamalar, prostat bezinin durumu hakkında oldukça değerli ipuçları barındırır. İleri yaşlardaki erkeklerde sıkça görülen prostat büyümesi, mesanenin çıkışını fiziksel olarak tıkayarak içeride sürekli bir idrar göllenmesine yol açar. Durgun suyun kolay bozulması gibi, içeride bekleyen bu sıvı da iltihaplanmaya zemin hazırlar. Ayrıca prostat dokusunun iltihaplanması durumunda da idrara yoğun miktarda hücre karışabilir. Erkeklerin bu durumlarda yaşayabileceği bazı şikayetler şunlardır:

  • Sık idrara çıkma
  • Gece idrara kalkma
  • İdrar yaparken yanma
  • Zayıf idrar akışı
  • Kesintili işeme

Bu belirtilerle birlikte tahlillerde sorun saptanması halinde, prostatın büyüklüğünü ve idrarın akış hızını ölçen ek testlere başvurulabilir. Yapılan değerlendirmelerin ardından, prostat dokusunu gevşeterek kanalın açılmasını sağlayan tedaviler planlanarak yaşam kalitesinin artırılması hedeflenir.

Tam İdrar Tahlili Sonrası Sistoskopi İşlemine Hangi Aşamalarda İhtiyaç Duyulur?

Tahlillerde sürekli olarak açıklanamayan bir kanama görülüyorsa, hastanın enfeksiyonları uygulanan tedavilere rağmen tekrarlıyorsa veya ultrason gibi dışarıdan yapılan görüntülemeler sorunun kaynağını açıklayamıyorsa, çok daha detaylı bir inceleme olan sistoskopiye başvurulması gündeme gelir. Sistoskopi işlemi, ince, esnek veya sert olabilen kameralı aletlerle idrar yollarının doğrudan gözlemlenmesi prensibine dayanır. Bu işleme ihtiyaç duyulan başlıca durumlar şunlardır:

  • Açıklanamayan kanamalar
  • Şüpheli lezyonlar
  • Tekrarlayan enfeksiyonlar
  • İdrar yolu darlıklar
  • Mesane taşları

İşlem genellikle bölgesel veya genel anestezi yardımıyla yapılır. Kamera aracılığıyla yollardan mesaneye ulaşılır ve içerisi steril bir su ile doldurularak balon gibi şişirilir. Bu sayede mesane duvarındaki milimetrik oluşumlar, taşlar veya darlıklar dev bir ekranda çok net bir şekilde incelenebilir. Gerekli durumlarda aynı anda küçük biyopsi örnekleri alınabilir veya küçük taşlar kırılabilir. İşlem sonrasındaki birkaç gün hafif yanma ve idrarda pembelik görülmesi genellikle doğal karşılanır ve hastaların bol sıvı tüketmesi önerilir.

Tam İdrar Tahlili Öncesi ve Sonrası Üriner Sistem Sağlığını Korumak İçin Neler Yapılabilir?

Boşaltım sisteminin sağlıklı çalışmasını sürdürmek, sadece ilaçlarla değil aynı zamanda doğru günlük yaşam alışkanlıklarının benimsenmesiyle de büyük oranda desteklenir. Sistemin düzenli olarak yıkanması, taş oluşumunu tetikleyen minerallerin birikmeden atılması ve bakterilerin mesane duvarına tutunmasının zorlaştırılması için su tüketimi en temel adımdır. Günlük yaşamda bu sistemi korumaya yardımcı olan bazı olumlu alışkanlıklar şunlardır:

  • Bol su tüketimi
  • Sıcak oturma banyoları
  • Omega-3 kaynakları
  • Antioksidan içerikli gıdalar
  • Stres yönetimi

Özellikle balık ve ceviz gibi besinler, yeşil çay gibi içecekler vücuttaki hücresel stresin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Öte yandan idrar yollarında hassasiyet yaratan veya enfeksiyonlara zemin hazırlayabilen bazı gıdalardan da ölçülü tüketilmesi veya uzak durulması gerekebilir. Sınırlandırılması tavsiye edilen bazı içecek ve yiyecekler şunlardır:

  • Koyu kahve
  • Çay
  • Yoğun alkol
  • Acı gıdalar
  • Baharatlı yiyecekler
  • Asitli içecekler

Bu tür gıdaların sınırlandırılması ve stresten olabildiğince uzak durulması, özellikle mesane ve prostat çevresindeki spazmların hafiflemesine büyük ölçüde yardımcı olur. Düzenli aralıklarla yapılan tahliller ve vücudun verdiği sinyallerin doğru okunması sayesinde, üriner sistem uzun yıllar boyunca sağlıklı bir şekilde görevini yerine getirmeye devam edebilir.

Sıkça sorulan sorular

İdrar tahlili, idrarın fiziksel, kimyasal ve mikroskobik özelliklerini değerlendiren temel bir laboratuvar testidir. Böbrek hastalıkları, idrar yolu enfeksiyonları, diyabet ve birçok sistemik hastalığın tanı ve takibinde kullanılır.

Tam idrar tahlili için genellikle steril bir kaba orta akım idrar örneği alınır. Laboratuvarda örnek; renk, yoğunluk, pH, protein, glukoz ve mikroskobik hücre varlığı gibi birçok parametre açısından incelenir.

Örneğin temiz bir kaba alınması, genital bölgenin hijyenine dikkat edilmesi ve mümkünse orta akım idrarın tercih edilmesi önerilir. Kullanılan ilaçlar ve adet dönemi gibi durumlar sağlık personeline bildirilmelidir.

İdrar yolu enfeksiyonları, böbrek hastalıkları, böbrek taşları, diyabet, protein kaçağı, glomerül hastalıkları ve bazı metabolik bozuklukların değerlendirilmesinde önemli bilgiler sağlayabilir.

Bu bulgular enfeksiyon, böbrek hastalıkları, taş, idrar yolu kanaması veya farklı ürolojik sorunlarla ilişkili olabilir. Sonuçlar tek başına tanı koydurmaz ve mutlaka klinik değerlendirmeyle birlikte yorumlanmalıdır.

Hayır. Tam idrar tahlili için genellikle aç kalmak gerekmez. Ancak test başka kan tetkikleriyle birlikte planlanıyorsa doktor veya laboratuvar tarafından farklı hazırlık önerileri verilebilir.

İdrar tahlili enfeksiyon açısından önemli ipuçları sağlar. Ancak bakteriyel enfeksiyonun kesin tanısı ve uygun antibiyotik seçimi için gerekli durumlarda idrar kültürü gibi ek testler istenebilir.

Hayır. İdrarda kan; enfeksiyon, böbrek taşı, yoğun egzersiz veya bazı iyi huylu nedenlere bağlı olabilir. Ancak bu bulgu böbrek ve idrar yolu hastalıklarının belirtisi de olabileceğinden mutlaka hekim tarafından değerlendirilmelidir.

İdrar tahlilinin sıklığı kişinin sağlık durumuna göre değişir. Rutin sağlık kontrollerinde, gebelikte, kronik hastalıkların takibinde veya idrar yolu şikâyetleri geliştiğinde doktor önerisiyle yapılabilir.

İdrar yolu şikâyetleri bulunan, böbrek hastalığı şüphesi olan veya idrar tahlili yaptırması gereken kişiler aile hekimliği, iç hastalıkları (dahiliye), üroloji veya nefroloji uzmanına başvurabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir